Tarikat korkusu
Azınlıkta olan militanların dışında kalan sıradan çoğunluğun, kurulmaya çalışılan korku sisteminden çok rahatsız olduğunu, rahatsız olan insan sayısı arttıkça korku sistemini kuranlar, onlara siyasi destek verenlerin korkup geri adım atmak zorunda kalacaklarına inanıyor Baykal
Ülkenin gündemi üzerine Deniz Baykal ile sohbetimizin ağırlıklı konusu dinleme olaylarıydı.
Baykal, dinlemeyi yapan birimin bir tarikatın kontrolü altında olduğunu, tamamen ilkesiz şekilde yapılan dinlemelerin sonuçlarının yine ilkesiz şekilde kullanıldığını ve bu konunun ülkede büyük rahatsızlık yarattığını söylüyor.
Dikkatimi çeken nokta, Baykal’ın tarikat suçlamasını yaparken çok dikkatli konuşmaya özen göstermesi oldu. Baykal, ‘Sokaktaki vatandaş tarikattan olsun, biz ses çıkarmayız’ dedi.
Baykal bu tür kararların insanların inanışları ve hayat felsefeleri doğrultusunda verildiğini, kimsenin karışmaya, laf söylemeye hakkının olmadığını söyledi.
Bireysel tercihlere bu şekilde yaklaşmalarına rağmen yine bir tarikatın istihbarat faaliyeti çerçevesindeki dinleme eylemlerine yoğunlaşmasının çok tehlikeli olduğunu düşündüklerini de vurguladı Baykal.
Ayrıca Türkiye’de birçok insanın, tarikatın neden bu şekilde bir örgütlenmeye gittiğini anlayamadığını, oradaki amacın ne olduğunu çıkaramadıklarını ve bu durumdan rahatsız olduklarını söyledi.
Bu örgütlenmeye kimin ‘Dur’ diyebileceği konusunda ise Baykal, ‘Buna ancak millet dur diyebilir. Biz ne kadar büyük tehlike içinde olduğumuzu halka sürekli anlatacağız’ dedi.
Azınlıkta olan militanların dışında kalan sıradan çoğunluğun, kurulmaya çalışılan korku sisteminden çok rahatsız olduğunu, rahatsız olan insan sayısı arttıkça korku sistemini kuranlar ve onlara siyasi destek verenlerin korkup geri adım atmak zorunda kalacaklarına inanıyor Baykal.
Temaslarımızdan anladığımız kadarıyla, Baykal’ın bu tespitinin AKP tabanı açısından bile doğru olabileceğini gördük.
Partinin kendisi için yaptırdığı bir araştırmada kendi seçmenine sorduğu ‘Ülkede irtica tehlikesi var mı?’ sorusuna ‘Evet’ diye cevap verenlerin yüzde 28 çıkması, partide hayli rahatsızlık yaratmış.
AKP’ye oy verenler arasında bile bu şekilde düşünebilenlerin oranının hiç de azımsanmayacak düzeyde olması, memlekette korku sistemini kurmaya çalışanlardan duyulan rahatsızlığın yaygınlaşmaya başladığını gösteriyor.
Baykal, Türkiye’de kolektif ruh halinin tepki yönünde değişmeye başladığını hissettiğinden olacak, bu aşamada Başbakan hakkında da çok sert konuşuyor. Başbakan’ın tarikatlaşmanın sorumluluğundan kaçamayacağını ayrıca daha sonra ortaya çıkaracakları bir dizi uygunsuz durumun olduğunu söylüyor Baykal.
CHP lideri, gerçi AKP hakkındaki açılmış kapatma davası hakkında direkt olarak yorum yapmaktan titizlikle kaçınıyor ama “Başbakan’dan bir gün hesap soracağız” derken, Başbakan’ın siyesi yasaklı durumuna düşürülmesini kastettiği açıkça söylenmese bile görülebiliyordu.
Dolayısıyla Baykal da bugün tüm Türkiye gibi Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına kilitlenmiş olacak ve türban düzenlemesi konusunda verilecek kararla kapatma davasının hangi yöne gitme ihtimalini çıkarsamaya çalışacak.
Önder Sav’ın neden olduğu gelişmeler konusunda ‘her hatadan bir ders çıkarılması’ gerektiğini söyleyen Baykal, ‘Bu olay bile Türkiye’de dinlemeler konusunda gerginliğin ne kadar arttığını göstermiş ve ülkeye yararı olmuştur’ diyor.
Özetle; Ankara’da siyasi ortam hayli gergin ve bunun da ülkeye maliyeti çok yüksek olacak.


Leave a Reply