Seks özveri ve güç
Yazının başlığına bakıp ‘5. sayfada olması gereken bir yazı, herhalde yanlışlıkla 3. sayfaya konuldu’ diye düşünmeyin.
AKŞAM hariç, hemen hemen tüm gazetelerde dün Ankara’da konuşulan bir dedikodu yer aldı. Özellikle Emine Hanım’ın Köşk’te Kraliçe için verilen resepsiyona katılmamasından sonra yoğunlaşan bu dedikoduya göre; Emine Hanım’ın Hayrünnisa Gül’e kızgın olduğu ve bu yüzden Köşk’e adım atmadığı dile getiriliyor.
Biz de diğer gazeteciler gibi dedikoduyu duymuştuk tabii ki ve hatta büyük ihtimalle onların bilmediği bazı detayları da biliyor olabiliriz ama diğer gazeteler konuyu açıkça yazıncaya kadar konuya girmemeye özel önem gösterdik. Çünkü özel yaşamlara girmemek gibi bir ilkemiz, siyasiler ile ilgili değerlendirmeyi eşlerine yoğunlaşıp yapmamak gibi bir prensibimiz de var.
Ancak diğer gazeteler işin üzerine yoğunlaşıp, Kraliçe’nin ziyareti sürecinde mesele iyice gözle görünür hale de geldiğinden, konu hakkında birkaç söz söylememiz gerekti maalesef.
Gerçekten de eşlerin tavrı erkekleri hayli etkiler. Deneyden biliyorum bunu. Eşimin sinir düzeyi benim işime aynen yansır. Bazı adamlar vardır, eşlerinin tavırlarından hiç etkilenmez ama karısına önem veren erkekler bu duyarsız kalabilme tavrını koyamayabilirler.
Köşk’teki resepsiyonda gördüğüm kadarıyla, Başbakan kendi düzeyindeki insanların eşli katıldığı resepsiyonlarda eşini yanında hissetme ihtiyacı duyuyor. En basitinden Emine Hanım’ın bulunmamasının görüntüsü iyi olmuyor. Eğer bunun gerçekleşmesi için Hayrünnisa Hanım’ın bir adım atması gerekiyorsa, yani özel bir davet gerekiyorsa bunun yapılması da hoş bir jest olabilir.
Ben bu sorunun Ali Babacan’ın eşi Zeynep Babacan’ın diplomatik müdahalesi ile çözülebileceğini düşünüyorum. O, bir tür arabuluculuk yapabilir gibi geliyor. Gözlemlerimden anladığım kadarıyla, Zeynep Hanım bu tür bir soruna soğukkanlı ve rasyonel bakabilecek bir insan. (İtiraf etmeliyim ki; Zeynep Hanım TED’li olduğundan benim sempatimin onun tarafına yönelik olması belki de kaçınılmazdı).
Bu yazının başlığı yanlış anlamalara yol açabilecek, bunun da farkındayım. Bu başlık Zeynep Babacan’ın son olarak okuduğunu gördüğüm kitabın alt başlığından alındı.
Uçakta gördüm ki; Maureen Weller tarafından yazılmış ‘Sovereign Ladies-Sex, Sacrifice and Power, The Six Reigning Queens of England’ (Egemen kadınlar-seks, özveri ve güç-İngiltere’nin hükümranı altı kraliçe)
Dışişleri Bakanı’nın eşinin bu kitabı Köşk’te aynı masada oturup yemek yiyeceği Kraliçe’yi daha iyi çözümleyip anlamak amacıyla okuyor olması da büyük ihtimal tabii.
Şunu söylemeliyim ki; üst düzey devlet görevinde bulunan bir erkeğin eşinin, kocasının meslek dalına giren bir konuya yaklaşımda bu özeni göstermesi, bir anlamda kraliçeleri çalışması hoşuma giden, takdir ettiğim bir tavır.
Kitabı ilk gördüğümde “İşte bir TED’liye yakışan itina ve tavır” diye de düşündüm.
Bu kitap bugün Türkiye’de yaşanan durumun tamamen tersini anlatıyor. Yani kitapta güçlü konumdaki kadınların kocalarıyla ilişkileri anlatılıyor. Bugünün Türkiye’sinde ise güçlü devlet konumlarında bulunan erkekler ve onların eşleriyle yaşamış olabilecekleri söz konusu.
Ancak kitabın alt başlığından da anlaşılabileceği gibi bu tür süreçlerin mutlaka bir ‘özveri’yle ilgili boyutu da bulunuyor.
Kraliçelerin kocaları daima özveride bulunuyorlar bir aşamada. Cumhurbaşkanlarının, başbakanlarının eşleri de bu özveri ihtiyacını ve bunun tarihteki yerini bir an önce anlasalar daha iyi olacak gibi geliyor bana.
Dışişleri Bakanı’nın eşi bir arabulucu olarak davranmak ister mi bilemiyorum ama en azından kitabı diğer eşlere tavsiye etse iyi olur. Çünkü bir özveri ve karşılıklı anlayış ortamına bir an önce ihtiyaç var. Yoksa zaten sıkıntılı bir süreçten geçmekte olan kocaların biraz olsun rahatlamaları yolu iyice kapanacak ve sinir düzeyi hiç gerek yokken yükselmeyi sürdürecek.


Leave a Reply