Kapatma senaryoları
Benim şahsi fikrim; kapatma kararının çıkmamasının Türkiye için en iyi sonuç olacağı yolunda ama dediğim gibi kapatma kararı çıkarsa da bu belirsizlik ortamından daha iyi olacak.
Çünkü kapatma kararı alındığında ülke yöneticilerinin nasıl tavırlar alacağı çoktan belirlenmiş durumda
Türkiye’yi yöneten kadrolar açısından en kötü durum senaryosunun, parti kapatma davasının uzamasının olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Bu ‘ne olacaksa bir an önce olsun’ şeklinde bize defalarca çeşitli düzeylerde, bu sözlerle ifade edildi.
Ülke yönetimi, belirsizlik ortamının Türkiye’ye zarar vereceğini düşünüyor. Karar ne olacaksa ona bir an önce ulaşılmasının en iyi yol olduğu sıkça vurgulanıyor.
Çünkü kapatma olsa bile, yasaklar gelse bile ülkeyi yönetenlerin elinde A,B,C senaryoları var.
Konudan etkileneceği düşünülmeyen Cumhurbaşkanı bile olasılıklar üzerinde düşünmeye mecbur hissediyor kendisini. O da konumuna göre alternatif olasılıkları değerlendiriyor.
Hızlı karara ulaşılması isteğinin bir nedeni de bu yazının konusuyla alakalı. Belirsizlik olduğu durumlarda senaryo üretimi hızlanıyor ve paranoya düzeyi de tırmanabiliyor.
Bu gibi ortamlarda insanlar kendi kafalarında ürettikleri senaryoya gerçekmiş gibi inanıp tavır almaya başlayabiliyorlar. Bu da çok tehlikeli. Ülkeyi yanlışlar ortamına sürükleyebilir bu tavırlar.
Özel konuşmalarında Başbakan’ın da ifade ettiğinin aktarıldığı ‘ne olacaksa olsun, bir an önce olsun’ tavrı bu açıdan önemli ve normale bir an önce erişebilmek için zorunlu gibi gözüküyor.
Benim şahsi fikrim; kapatma kararının çıkmamasının Türkiye için en iyi sonuç olacağı yolunda ama dediğim gibi kapatma kararı çıkarsa da bu belirsizlik ortamından daha iyi olacak.
Çünkü kapatma kararı alındığında ülke yöneticilerinin nasıl tavırlar alacağı çoktan belirlenmiş durumda. Bu da bir tür netlik yani her şey belirsizlik durumundan daha iyidir yolunda yaygın bir tavır var.
Bu arada AKP yönetimi içinden insanlar, ‘kapatma kararı çıkmayacak’ yolunda bir görüş de dile getirmeye başladılar. Bunun bir ‘temenni’ mi olduğu yoksa ‘somut bilgiye’ mi dayandığını çözemedik ama Anayasa Mahkemesi’nden türban konusunda bir ret kararı çıkmasının kapatma davasında da kapatma kararı verilmeyeceği yolunda bir işaret olarak kabul edileceği yolunda yorumlar var.
Bu doğru olabilir ama Anayasa Mahkemesi bu konuda da henüz bir işaret vermedi. Raportörün görüşü hakkında çıkan haberler, bu görüşün mahkeme heyeti tarafından da kabul edileceği anlamına gelmiyor. Bunun örneklerini çok yakında da görmüş durumdayız. Bu sefer de böyle olabilir. Bu da muhtemel.
Anlayacağınız; bir dizi belirsizlikler içindeki bir haftaya giriyoruz yine.
Bu gibi ortamlarda sinirler geriliyor, muhalefet de iktidar da hırçınlaşabiliyor. Anlayacağınız hayli anormal bir ortam olabiliyor.
Bizim de temennimiz bir an önce netliğe ulaşılmasıdır. Biz de şöyle ya da böyle kapatma davasının bir an önce sonuçlandırılmasını ve önümüzü net olarak görmeye başlamamızı istiyoruz.
Bu, siyasetçiler kadar işadamları için de çok gerekli bir gelişmedir.
Netlik ve belirsizlikten kurtulmak hepimiz için gerekiyor.


Leave a Reply