Japonya Türkiye’yi yeniden keşfediyor
KAT KAT OTOYOLLAR
Havaalanından şehir merkezi 1.5 saat sürüyor. Yol boyu suyla kaplı pirinç tarlalarını gördükten sonra Tokyo’daki tasarım harikası gökdelenlerin şehirle ahengine şahit oluyorum. Hele o ev ve iş yerlerinin arasından ansızın çıkıveren kat kat yapılmış otobanlar. Türkiye’nin yarısı kadar coğrafi alana sahip ülkede Japonlar her santimetrekareyi dahi değerlendirircesine mühendisliklerini konuşturmuşlar.
Dünya ticaretinde söz sahibi olmanın yolunun Orta Doğu siyasetinde Türkiye ile yakın temas içinde olmaktan geçtiğini anlayan Japonlar, tarih boyunca dostane yaklaşımdan başka bir anlam ifade etmeyen bizimle ilişkilerini yeniden gözden geçiriyor. Türklerle geçmişten gelen dostluk avantajını kullanan Japonya’nın bundan sonraki adımları da daha kolay atacağı belirtiliyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün son ziyaretinde de gündeme gelen bu yakınlaşma TOBB gibi kuruluşların da çabasıyla pekiştiriliyor.
GÜL’ÜN ÇABALARI
Dışişleri Bakanlığı’nda edindiği tecrübeleri Türkiye’nin en üst makamında kullanma avantajını yakalayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Japonya gezisi sırasında Japon şirketlerinin başkanlarıyla da ikili görüşmeler yaptı. Gül, gezinin sonunda yaptığı değerlendirmede, “Başbakan Yasuo Fukuda ile de yaptığım görüşmeden aldığım izlenim, Japonya’dan Türkiye’ye doğru bir hareketlenme olacağı yönünde” yorumunda bulundu. Gül, ayrıca Toyota Başkanı Fujio Cho’nun kendisine, “Dünyada 52 fabrikamız var. En kaliteli üretimi Türkiye’deki (Adapazarı) yapıyor” dediğini aktardı. Cumhurbaşkanı Gül, bu başarıyla Toyota’nın yeni yatırımlarını Türkiye’ye yöneltmeyi sürdüreceğini ortaya koyduğunu vurguladı.
İPOTEKSİZ DOSTLUK
Japon-Türk ilişkileri, AB veya ABD ile olan ilişkilerinden çok daha farklı konumda. Türkiye’nin AB ve ABD ile olan temaslarda ekonomik ilişkiler ele alınırken, Rum ve Ermeni lobileri, terör meselesi, din ve kültür faktörü gibi konular gündeme gelirken, Japonya ile görüşmelerde bu ‘ipoteklerden’ hiçbiri bulunmuyor. Bu, da daha sıcak ve samimi ilişkileri ortaya çıkarıyor. Bugün Türkiye üzerinde ekonomik yönden AB, politik yönden de ABD çok büyük etkiye sahip. Günümüzdeki yapılanmanın, önümüzdeki 10-15 yıl içinde Japon-Türk ilişkilerini geliştirecek yönde ağırlık kazanmasında, Türkiye’nin çok önemli milli çıkarları bulunuyor.
DİYALOG VAR TİCARET YOK
Japonya İstanbul Başkonsolosu Dr. Hironao Matsutani, Türk-Japon ilişkilerinin, 100 yılı aşan dostluk tarihine dayanarak fevkalade iyi bir şekilde devam etmesine rağmen ticaret ve yatırımlarda iki ülkenin büyüklüğüne uygun seviyede bir ilişki kurulamadığını söylüyor.
DÜNYANIN 10. BÜYÜK PAZARI
TOBB’un verilerine göre Japonya’ya ihracatımız 1988’de 268 milyon dolar iken, bu rakam 2007 yılında 247 milyon dolar olarak gerçekleşti. 1 trilyon 230 milyar dolar ile dünya ticaret hacminin yüzde 5’ini oluşturan Japonya ile ülkemizin neredeyse yok denecek kadar az ticareti bulunuyor.
Japonya 128 milyon nüfusu ile dünyanın 10’uncu büyük pazarı. Ancak Türkiye Japonya’nın ithalat yaptığı ülkeler sıralamasında 58. sırada. Mısır, Nijerya ve Kolombiya bile daha fazla mal satıyor. Bir yılda yurt dışına doğrudan tek başına 73 milyar dolar yatırım yapıyorlar. Japonya’nın en fazla yatırım yaptığı ülkeler sıralamasında yıllık 18 milyar dolar ile ABD başı çekiyor. ABD’yi Hollanda takip ediyor. Japonya Trinidad Tobacco’ya bile yatırım yaparken, Türkiye’den bazı yatırımlarını başka ülkelere kaydırıyor. Yurt dışına çıkan Japon turistlerin ancak binde 8’i ülkemizi ziyaret ediyor. 2010 yılı Türkiye’de Japon yılı olarak ilan edildi. Bu argüman kullanılarak daha fazla Japon turist getirilebilir.
BAŞARININ SIRRI AR-GE
Japonlar, bizim istediğimiz sektörlere, imalat sanayine, yatırım yapıyor. Muazzam AR-Ge yatırımı ve harcama bütçelerine sahipler. Yatırım yaptıkları ülkelere teknoloji transferi sağlıyorlar. Bir defada yüksek miktarda yatırım gerçekleştiriyorlar. Japon firmaların AR-GE’ye ayırdıkları toplam bütçe yıllık 154 milyar dolar. 791 bin kişi de bu araştırma geliştirme faaliyetlerinde görev alıyor. Bir firma AR-GE’ye ortalama yılda 4.4 milyar dolar para ayırırken, araştırmalarda 19 uzman göre alıyor. Yani bir araştırmacıya düşen ortalama AR-GE harcaması 236 bin doları buluyor. Bu da Japonya’yı dünyadaki tüm buluşların en çoğunun gerçekleştirildiği bir ülke yapıyor haliyle. 1 milyon 600 bin adet ile her yıl patentlerin yüzde 37’si bu ülke tarafından alınıyor. ABD ikinci sırada geliyor.
YABANCI ARABAYA BİNMİYORLAR
Japonya’da en çok dikkatimi çeken Japonların kendi ürettiği arabalardan başkalarına binmemesi oldu. Batılı otomotiv devlerinin doğru dürüst araç satamadıkları tek ülke Japonya. Dört gün boyunca caddelerde sadece iki Mercedes görebildim, BMW’ye ise hiç rastlamadım. Caddelerdeki arabaların yüzde 45’i Toyota’ya ait.
EN SESSİZ VE HAREKETLİ ÜLKE
Japonya dünyanın en sessiz ama bir o kadar da hareketli ülkesi. Milyonlar her gün işten eve evden işe harıl harıl gidip geliyor. Halk metroda, trafikte, denizde yolculuk yapıyor ama tek bir çıt dahi çıkmıyor. Herkes yolculuk sırasında bir şeyler okuyor. Korna sesini, Japonya’daki 4 günlük gezimizi tamamladığımız son gün duyabildik.
Korkuyla GELEN EFSANE
Japonlar kendi iç dünyalarında yaşayan insanlar. Asla duygularını dışa vurmazlar. Ama bir o kadar da hassas insanlar. Zaten Japonya’daki intiharlar da bu şekilde açıklanıyor. Onlar ancak çalışarak mutlu olabiliyorlar. Asya milletlerinden onları ayıran da bu fark olsa gerek. Amerikalılar ve İngilizler atılan atom bombalarına rağmen hala Japonlardan çekinirler. Savaştan sonra iç kabuklarına çekilmelerini ilerde bugünün ‘Kuzey Kore’si benzeri tehdit oluşturabileceğine inanırlar. O yüzden de Japonya’yı asla atılan atom bombalarına rağmen başıboş bırakmaya niyetleri yoktur.
SİZİ ÇİN GİBİ DOĞRARIZ
İngilizler 18. yüzyılda afyon savaşları sırasında Çin’e çok zarar verir. Japonlara da dönüp aba altında sopa göstererek, “Çin’in başına gelenleri gördünüz, daha fazlası sizin başınıza gelebilir. O yüzden, yüzünüzü batıya dönün ve bizimle ilişkilerinizi artırın” der. Bu ültimatomdan çekinen Japonlar, İmparator Mieji’nin teşviğiyle yurt dışına gönderilmeye başlanır. Amaç batıyla ilişkileri artırmaktır. İşte Japon efsanesi de farkında olmadan batının zorlamasıyla bu tarihten itibaren yazılmaya başlanır.
SEÇME BEYİNLER
Ülkenin en seçme beyinleri eğitim amaçlı yurt dışına gönderilir. Giden yüzlerce genç, beyin yüksek donanımlarıyla ülkelerine döndüklerinde batı için artık çok geçtir. Zira Japonlar bütün dünyaya gerçek efsanelerini yazdırmayı başarır. Toyota, Mitsubishi, Isuzu, Nissan, Honda, Subaru, Sony, Panasonic, Nikon, Toshiba, Canon, Fujika aklıma gelen meşhur Japon markalarından sadece birkaçı. ve bunlar o dönemde yurt dışına giden Japon gençlerin adları. Amerikalılar ve İngilizler Japonların bu kadar çabuk toparlanacağını önceden tahmin etseydi, herhalde Japonlara hiç kapısını açmazdı. İngilizlerin bugün Japonya’daki tek izi trafiğe yansımış o kadar.


Leave a Reply