Başbakanlık Yayın Holding

          0 Oylama

.C. Başbakanlık Sabah Gazetesi” başlıklı yazımda, “Sabah Gazetesi’nin Başbakanlık Basın Merkezi’nden idare edildiğinden şüpheleniyorum” demiştim. Aslına bakarsanız Başbakanlık Basın Merkezi’ndeki arkadaşlara büyük haksızlık ettim. İşlerini küçümsedim.

Dünkü bazı gazetelere bakınca hafife alınmayacak kadar ciddi bir iş yaptıklarını anladım. Tek Sabah olsa kolay. Açarsın telefonu “Canım ne var bugün gündeminizde” diye sorarsın. Karşı taraf “Falan var, filancanın demeci var” der. Seçersin bir haberi “Bunu büyüt. Son dediğini hiç koyma, ne gereği var canım? Ha güzel bir fotoğraf da geçmiş ajans, birinci sayfayı açar” dersin. Gerisine de karışmazsın. Yarın ne çıkacak diye heyacana lüzum yok. Manşet sipariş, karikatür zaten cepte…

İyi de bir tek Sabah yok ki.

Yeni Şafak var, Star var, Zaman var, Vakit var.

Bayağı bir iş. Yandaş da olsa, gazeteci milletine laf anlatmak da zor. Lafın sonunda dediğini yapacak olsa da, “iyi ama…” diye başlayıp kafadan itiraz eder. Yorar adamı yani. İlk ikisi fazla sorun çıkarmaz da, son ikisi için zaman zaman bayağı mesai harcamak gerekir.

Sabah, Yeni Şafak, Star, Zaman, Vakit.

Televizyonlar da var: atv, Kanal 7, Kanal 7 Haber, 24, STV.

Eh bayağı bir yayın grubu bu. Bayi satışlarını toplasan 700 bini falan bulur. Yersen eğer, Zaman’ın 750 bin gibi de abonesi var. Etti mi 1.5 milyon. TV kanallarının izlenme payı da yüzde 20’lerde gezinir.

Bayağı etli butlu yayın grubu çıkıyor ortaya. Başbakanlık Yayın Holding. BYH diye kısaltabiliriz. Be-Ye-He… Bak melodisi de güzel valla.

ÜNİFORM MANŞETLER

Bu arkadaşlar Yargıtay’ın önceki günkü açıklamalarını birinci sayfalarına nasıl taşımışlar bir bakalım:

Önce BYH’nin amiral vapuru, kamu bankalarından alınan 750 milyon dolarlık krediyle Çalık-Katar Şeyhi ortaklığına satılan Sabah “Yargıçlardan yargıya baskı” demiş.

BYH’nin fırkateyni Yeni Şafak da sürmanşetten çakmış: Yargıtay’dan Anayasa Mahkemesi’ne muhtıra.

Grubun daha hafif ama kıvrak olan hücumbotu Star “Aynen iade” buyurmuş.

Nereden geleceği, hangi yönden saldıracağı belli olamayan “Vakit” denizaltısı ise “Sanki CHP bildirisi” diye 9 sütundan torpillemiş.

Sunumları üniform, tektip yani: Demokrasi ve hukuku hiçe sayan… Meclis’i ve hükümeti hedef alan… CHP üslubu ve AB karşıtı söylem… 27 Nisan benzeri muhtıra…

Hücum hattı gayet güzel organize edilmiş. Mantık aynı ama başlıklar pişti olmamış. Güzel paslaşma alt başlıklarda da kendini gösteriyor. Bildiriye karşı argümanlar her gazeteye dikkatli ve orantılı biçimde dağıtılmış. Spotlarda daha bireysel hareketler göze çarpıyor. Yeni Şafak ve Star bildiriye hiç yer vermeyip, bildiricilere girişmiş. Sabah, bildiriden alıntılar yaparak bindirmiş. Vakit, hayal kırıklığı yaratarak kendinden beklenen zarif hareketleri yapamamış.

BYH’nin “mayın tarama gemisi” Zaman, “Türkiye yargı sınavından geçiyor” diyerek, daha ortadan gibi duran ama zekice bir başlıkla haberleri ve tepkileri detayıyla vermiş.

(İyi de neden mayın tarama gemisi? Çünkü Zaman bizzat Genel Yayın Müdürü’nün köşesinden “laikçi” gazetelerin dinle ilgili haberlerini düzeltme görevini yerine getirdiğini duyurdu. Yani karşı tarafın “bıraktığı mayınları” temizleme görevi Zaman’ın)

Belli ki BYH’nin dünkü yazıişleri toplantısından tam bir uyum, gür bir tek ses, şanlı bir kararlılık çıkmış. Biraz Zaman’da sorun var gibi. Bir oryantasyon çalışmasıyla o da zamanla rayına girer.

ORTAK DÜŞMAN

Yedikleri, içtikleri, yazdıkları ayrı gitmeyen bu arkadaşların ortak bir de düşmanları var: VATAN.

Patronlarının aldıkları kredileri, kamu ihalelerini, belediyelerle olan işlerini yazıyoruz ya, en büyük düşman biziz.

Deniz Baykal Sabah-atv gensorusunda Meclis kürsüsünden “Erdoğan bir işadamıyla görüşüp ihaleye girme baskısı yaptı” diye bir iddia ortaya atıyor. Koskoca muhalefet lideri bir işadamına baskıdan söz ediyor.

Bu nasıl gazetecilikse VATAN dışındaki hiçbir gazete “kimmiş bu işadamı” diye merak etmiyor. Sadece BYH gazeteleri değil, diğerleri de…

VATAN çıkıyor, “Başbakan’ın görüştüğü işadamı Hüsnü Özyeğin” diyor. Dikkat edin, ihale baskısı yaptığı işadamı değil, görüştüğü işadamı. Çünkü ihaleye baskısı yolundaki iddia Baykal’a ait.

Ertesi gün Özyeğin “Evet, Baykal’ın dediği yer, tarih ve saatte Başbakan’la ben görüştüm. Ama ihale baskısı söz konusu değil” diyor. Yani VATAN’ı doğrulayıp, Baykal’ın iddiasını yalanlıyor.

Tabii BYH gazeteleri hemen üzerine atlıyor. Amiral vapuru Sabah “Özyeğin’den yalanlama” demiş. Linççi tarikatın avukatı Yeni Şafak bizim logoyu koyup “Yalan” başlığını atmış. “BYH’deki yeniden yapılanma ihtimalinden bize de ekmek çıkabilir” diyen hücumbot ekibi de “İhale iftirasına noktayı koydu” başlığını atmış. Mayın tarama gemisi haberi içeride görmüş. (Evet evet, oryantasyon şart.)

Eh, pes yani arkadaşlar. Sizin merak etmediğiniz (daha doğrusu merak etmeye cesaret edemediğiniz ya da bilip de yazamadığınız) ismi biz yazıyoruz. O isim de çıkıp “Evet görüşen bendim ama Baykal’ın iddia ettiği gibi ortada telkin melkin yok” diyor. Siz de “Vay… Alçak VATAN yine yalan yazmış” diye hep birlikte üzerine atlıyorsunuz.

Yine aynı ortak refleksi gösteriyorsunuz.

Başbakanlık Yayın Holding deyince de kızıyorsunuz.

İşin nüktesi bir yana aslında durum vahim.

Türk medyasında bırakın tarafsız gazeteciliği, tarafsızmış gibi duran gazetelerin sayıları giderek azalıyor.

Medyadaki sermaye yapısının giderek tuhaflaştığı, önemli bir medya gücünün iktidarın koltuk altına sığındığı, iktidar-medya ilişkilerinin (finansman işleri de dahil) 1990’lı yıllara benzemeye başladığı bir dönem yaşıyoruz.

Bu ortamda VATAN’a önemli bir rol düştüğünün bilincindeyiz.

Merak etmeyin bu gazete AB projesini sözde liberallerden daha fazla destekliyor, savcı ayrımı yapmaksızın hukukun üstünlüğüne inanıyor, “biz bir kişi fazlayız o zaman istediğimizi yaparız” diyenlerden çok daha demokrat…

Ve okurunun haber alma hakkını sonuna kadar kullanabilmesi için, “talimatla değil” özgürce gazetecilik yapıyor.

Leave a Reply

You can use these XHTML tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>