GazetelerTR.com Site Yöntemi`in son yazilari
CHP’yi afişten vurdu
Eylül 5th, 2010
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, referandum mitingleri kapsamında İstanbul Kazlıçeşme’de yüzbinlerce kişiye seslendi. Mitinge büyük katılım dikkatlerden kaçmadı. Erdoğan konuşmasında Kılıçdaroğlu başta olmak üzere muhalefete sert yüklendi.
Erdoğan, partisinin Kazlıçeşme Meydanı’nda düzenlediği mitingde, İstanbul’daki ilçelerin isimlerini tek tek sayarak, mitinge katılan ve katılmayan bütün vatandaşları selamladığını belirtti. Erdoğan, “Delikanlım işaret aldığın gün atandan, yürüyeceksin; millet yürüyecek arkandan. Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan. Elde sensin dilde sen, gönüldesin baştasın. Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın. Delikanlım işaret aldığın gün vatandan. Ulubatlı Hasan’dan selam getirdim Fatihin İstanbul’u fethettiği yaştasın” diye Fetih Marşı’ndan satırlar okudu.
İşte Erdoğan’ın konuşmasından önemli satırbaşları:
Türkiye tek yürek oldu. Türkiye kardeşlikte, heyecanda, demokraside, özgürlükte, hukukta, adalette birleşti. Buraya gelmeden önce 36 şehre uğradım. Ben bayramlaşmayı İstanbul’da ilçe ilçe sizlerle beraber yapacağım. Üç gün İstanbul’da olacağım, sizlerle beraber olacağım. Bu bayramlar demokrasi, özgürlükler, adalet, hukuk ve Ramazan Bayramı olacak.

Erdoğan istanbul Mitingi başlangıç
Değerli kardeşlerim Türkiye evet diyor, ileri demokrasi ve özgürlük isteyenler evet diyor. Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğünün egemen olmasını istiyenler evet diyor. Çetelere dur demek isteyenler evet diyor. Korsanlara bu ülkede geçit yok diyenler evet diyor.
Mitingten fotoğraflar için tıklayın

Yargıdaki siyasallaşmaya, kadrolaşmaya dur demek için Türkiye evet diyor. Huzur, kardeşlik, birlik,beraberlik, dayanışma için evet diyor.
BU BİR CİBİLLİYET MESELESİ
Benim başörtülü bacılarımın örtüsünü rahibe kıyafetine benzettiler. Sonra da kalkıp “bizim değil, Başbakan sorumluyu bulsun” dediler. 24 saat geçmeden sorumlular bulundu. Onun talimatıyla değil de eşeği sağlam kazığa bağlamak için İçişleri Bakanım araştırdı, bir baktı işin içinde kendi ilçe başkanları var. Bu bir ciliyet meselesi sevgili İstanbullular…

Erdoğan: Rahibe Afişi Avcılar Belediyesinin Kılıçdaroğlu özür dile
Aynı şeyi 411 olayında da yaşamadık mı? Peki ne oldu? Bunlar Anayasa Mahkemesi’ne götürdü mü değişikliği? Sayın Kılıçdaroğlu, burada senin imzan yok muydu? Kılıçdaroğlu şimdi çıkmış diyor ki ‘Başörtüsü meselesini ben hallederim.’ Kimse inanmıyor, bunu anlayınca televizyonlarda ‘Bir gün başını örter birini açar’ dedi. Sen milleti oyuncak mı zannediyorsun.
Artık üstünlerin hukukuna değil hukukun üstünlüğüne gidiyoruz. Çünkü ileri demokrasi bu, özgürlükler bu.
Ayaklarımızdaki prangaları kırmakla uğraştık, 7.5 yılımız böyle geçti. Biz sadece milletimize hizmetkar olmaya geldik deyip milletimizie hizmet etmek istiyoruz.
İstanbul söz sende, seçim sende, mühür sende.. İstanbul evelallah kararını verdi. Şurda 1 hafta kaldı. Durmak yok yola devam diyeceğiz. Bu bir kırılma noktasıdır. Biz gücümüzü halktan alıyoruz. Ne diyor Gazi Mustafa Kemal, ‘Millete efendilik yoktur millete hizmet vardır’ Biz de hizmet için burdayız.
27 Mayıs 1960 da bir darbe yaptılar seçimle gelmiş başbakanı bakanları idam ettiler. siyasetin üzerine çöktüler, demokrasiyi kaldırtmak istediler. Yaptıkları darbe millete vurdu.
12 Mart’ta 12 Eylül’de demokrasiyi kesintiye uğrattılar, yetmedi. 28 Şubat’ta bir kez daha millli iradeye karabasan gibi çöktüler. Sanal korkular ve sanal tehtidlerle milleti sindirdiler. Sinsi örgütlenmelerle millete istikamet çizmek istediler. Çetelere mafyaya karşı dimdik durduk yılmadık. Şimdi internete takılanlar var, İmralı ile görüşenler var.

Erdoğan: internette takibe takılanlar var imralı ile görüşenler var
DİYARBAKIR ‘EVET’ DEDİ
Diyarbakır güçlü çıktı, Diyarbakır çoştu. Diyarbakır ’Evet’ dedi. , AK Parti iktidarı Türkiye’deki 73 milyonun partisi. Türk de benim kardeşim Kürt de benim kardeşim Lazı da Çerkezi de Gürcüsü de … hepsi benim kardeşim. Kürtüyle, Çerkeziyle Lazıyla, Türküyle hep birlik olacağız.
Bir gün ölünce Başbakan Cumhurbaşkanı niyetine değil er kişi niyetine diyorlar. Kime neyin afra tafrasını yapıyoruz. 8 yıldır sizlerin başını öne eğdirmedik. Hak, adalet dedik. Sizden aldığımız güçle yola devam ediyoruz. Emanetinize gözümüz gibi baktık. İzmirli kardeşiminde Diyarbakırlı kardeşiminde hukuku bizim güvencemiz altında.
Adalar’daki vatandaşa oy vermedi diye onlara hizmet götürmemezlik etmedik. Etmeyiz. Benim vatandaşımın olduğu her yere hizmet götürdük. Bu topraklar bizim. Sunni kardeşimle alevi kardeşimi ayırmadan herkese hizmet göürdük. Tunceli’ye ünversiteyi kim götürdü. Bizim için Alevilik- sünnilik ölçü değil. bu topraklar bizim ayrım yapamayız. Bizde insan ve hakları kutsaldır.
BUNLARIN NİYETİ BAĞCIYI DÖVMEK
Ak Parti anayasası yapıyor diyorlar. Biz CHP’ye gittik MHP’ye gittik. Kapağını bile açmadan reddettiler. MHP ise çay içmeye gelirsiniz dedi. Meclis başkanı anayasa için bunlara yazı yazdı. Komisyona üye vermeyiz dediler. Bunların niyeti üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek. Ama bu bağcının dayak yemeğe niyeti yok.
Her gün gazetelerin arkasına ilan veriyoruz. Her gün bir maddeyi tek tek açıklıyoruz. Diyorlarmış ki bu kadar parayı nerden buluyorlar? Biz devletten aldığımız yardımı kullanıyoruz. Sizde hazineden para almıyormusunuz? Sen hazineden aldığın paraları nereye harcıyorsun bilemem ama biz buna harcıyoruz.
SEN KULLANMADIN MI SAYIN BAHÇELİ?
Devletin makam aracını kullanıyor diyorlar. Sayın Bahçeli 3.5 yıl sen devletin aracını kullanmadın mı? Bunlar kendilerine milliyetçi diyor. Bunlardan olsa olsa kafatası milliyetçisi olur. Milliyetçilik halkı sevemektir. Nema olaylarında işçilerden topladıkları parayı 13 katrilyon olarak biz ödedik. Sendikalarla anlaşıp biz ödedik. Konut edindirme yardımı diye para topladılar. Yıllarca ödemediler. Şimdi biz ödüyoruz.

Erdoğan : Bahçeli Senden anca Kafatası milliyetçisi olur
Büyüme hızımız ilk çeyrekte 11.7 oldu. Ekonomide büyümede dünyada 4. Avrupa’da 1. olduk. Enflasyon canavarı yüzde 30′du şimdi yüzde 8. Çetelerin, organizötörlerin önünde durduk. Onlar yol istedi biz vermedik. Kimse kirli senaryolarla halkı sokağa dökmesin. Telekom’u satsaydık borçları bitiriyorduk. Ama bunu engellediler şimdi o fiyata satamazsın. Danıştay özelleştirmelere engel oldu. Peki bu zararı Danıştay ödeyecek mi?
Biz kendimiz için değil herkes için adalet istiyoruz.
BONO NEDEN İÇERİ GİRDİĞİMİ DUYUNCA GÜLDÜ
Yargı ideolojik davranıyor. Bana da böyle davrandılar. Bedelini de ödedim. Yargıtay’da mezhepsel bir grup öyle yaşıyor. U2 ziyaretime geldi. Bono ‘neden içeri girdin’ dedi. Sebebini söyledim kahkahalarla güldü. Onların muhtar bile olamaz dediğini halkım getirdi Başbakan yaptı.

Erdoğan : Bono içeri girme sebebimi duyunca güldü
İster CHP ister MHP’li ol 12 Eylül’de partiyi değil millet projesini oylayacaksın. Bu bir parti oylaması değildir. Bu AK Parti projesi değil millet projesidir. Anayasa değişikliği ile özürlülerin haklarını Anayasal teminat altına alınıyor. Tuzu kurular kaymak tabaka milletin önünde engel olmasın istiyoruz. Bunu getiriyoruz. 1960 Anayasası’na CHP çanak tuttu. 28 Şubatta CHP dut yemiş bülbüle döndü. CHP’ye sesleniyorum. Sen siyasi partisin Silivri’de avukat olamazsın. Darbe tanklarının önünde duracakmış. Geç bunları. Özgürlüklerin önüne mayın döşerken tankın önüne çıkamazsın. CHP’nin tarihi boyunca neler yaptığı ortada. Bunların aldatmalarına aldanmayın.

Erdoğan : Kılıçdiroğlu özgürlüklerin önüne mayın döşerken nasıl tank önünde duracaksın
Referandum bir güvenoylaması değildir . Bu kültürü kazanmamız lazım, bunu yaşamamız yaşatmamız lazım. Eğer 12 Eylül’de bir hesaplaşma olacaksa darbeci zihniyetlerle olacak, vesayetçi zihniyetlerle olacak. Ne evet diyenler ihanet içindedir ne hayır diyenler. Bize göre millitimizin tercihi hangi yönde olursa olsun saygındır.
KANITLAYAMAYAN ŞEREFSİZDİR
Diyorlar ki PKK’yla görüşüyorlar, Öcalan’la görüşüyorlar. Benim ya da herhangi bir üyemin görüştüğünü kanıtlayamayan şerefsizdir.

Erdoğan : benim bir Terörist başıyla anlastığimı ispat edemezseniz şerefsizsiniz
Sürekli bir kara propaganda var. Sürekli çamur at izi kalsın. Bazı satılmış medyalar var. Biz biliyoruz bunlara sadece sabrediyoruz. Çünkü yargının cevapları belli. Yargı ’siyasetçi bu tür hakaretlere alışmalıdır’ diyor. Bunlar ağır eleştiri diyor, hakaret değil. Aynısını ben söylesem o zaman da ben siyasetçi değilim diyor. Ozaman çıkar cübbeni çık meydanlara.. Ayıptır yahu..
Banka soyan zanlı yakalandı
Eylül 5th, 2010
Alınan bilgiye göre, Güven Timleri, Karşıyaka Cemal Gürsel Caddesi’ndeki banka şubesine öğle tatilinde silahla girerek, görevlilere göz yaşartıcı sprey sıkıp, yaklaşık 15 bin lirayı alarak kaçan zanlının D.B. (40) olduğunu tespit etti.
Zanlının evinin çevresinde önlem alan polis, D.B’yi yakaladı. Zanlının ilk sorgusunda ekonomik sorunları nedeniyle bunalıma girdiği için eylemi gerçekleştirdiğini, kullandığı tabancanın oyuncak olduğunu ve soygunu yaptıktan sonra attığını söylediği bildirildi.
BDP’den İstanbul ve Diyarbakır’da miting
Eylül 5th, 2010
İstanbul mitinginde Erdoğan için hazırlanan pankart dikkat çekerken, Diyarbakır’daki mitinge Selahattin Demirtaş katılmıyor.
AĞLAMAKLA KURTULAMAZSIN
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Çağlayan’da ‘referanduma boykot’ mitingi düzenliyor. Çağlayan Meydanı’nda toplanan BDP’liler ellerinde ‘boykot’ yazılı pankartlar taşıyor. Sarı, kırmızı, yeşil renkli flamalar ve bayraklar taşıyan bazı BDP’lilerin Abdullah Öcalan posterleri açtığı görüldü. Mitingte partililer tarafından taşınan Başbakan Erdoğan’ın resminin bulunduğu ve altında ‘Ağlamakla kurtulamazsın suçlular arasındasın’ yazılı döviz dikkat çekti.
BDP mitingi için Çağlayan’da geniş güvenlik önlemleri de alındı. Polis helikopterlerinin miting alanının üzerinde sürekli gezdiği görüldü. Miting devam ediyor
iPad’in havasını söndüren cihaz Galaxy Tab
Eylül 5th, 2010
Almanya’nın Berlin kentideki Tüketici Elektroniği Fuarı’nda (IFA 2010) görücüye çıkan Samsung’un yeni tablet bilgisayarı Galaxy Tab, bilişim otoritelerinden olumlu not aldı. Ürün, Apple’ın dünyada büyük sükse yapan iPad’inin karşısına ilk ciddi rakip sıfatıyla dikildi. Çünkü iPad’den daha küçük ve daha taşınabilir bir cihaz. Sadece 7 inç’lik boyutuyla iPad’den daha küçük ve kullanışlı. Apple’ın iPhone’undan ise yaklaşık 2.5 kat büyük. iPad’in yapamadığı hemen her şeyi yapabilmesiyle öne çıkan Samsung Galaxy, flash dosyalarının tamamını açarak bu noktada iPad’e üstünlük sağlıyor. Cihaz, Berlin’de Android 2.2 işletim sistemi ve e-kitap özellikleriyle de büyük ilgi gördü üstelik dünya genelinde iPad kadar rekabetçi fiyatlarla da satılacağı konuşuluyor. Bilişim sitelerinde görüş bildiren kullanıcılar ürünün Apple’ın dünya genelindeki tekelini kırması açısından da önemli olduğunda söylüyor.
En hızlı Android işlemcisini koydu
DÜNYANIN en hızlı Android telefonu olarak lanse edilen Galaxy S’in tasarımı baz alınarak hazırlanan bu tablet bilgisayar, 18 cm (7 inç) büyüklüğünde Super AMOLED ekran kullanıyor. Froyo kod adlı Android 2.2 sürümüne sahip olan tablet, 1.2GHz’de çalışan Cortex A8 tabanlı işlemcisi ile işlem gücü açısından ARM tabanlı diğer rakipleri karşısında liderliği zorlayacak gibi görünüyor. 16GB entegre depolama alanına sahip olan ve 32GB’a kadar MicroSD kart desteği sunan Galaxy Tab, ihtiyaç duyduğu gücü 4000 mAh kapasiteli pilden alacak. 370 gram ağırlığında olan Samsung Galaxy’nin tek dezavantajı Samsung aplikasyonlarının Apple dünyasına göre geri kalması….
Vodafone, iPhone 4 kaydı almaya başladı
APPLE’IN yeni iPhone 4′ü için Türkiye’de de geri sayım başladı. Türkiye’ye ne zaman geleceği bir türlü açıklanmayan cihazın en geç iki hafta içinde satışa çıkması bekleniyor. Apple’ın Türkiye temsilcisi Bilkom bu konuda tek kelime açıklama yapmıyor. Hem iPad hem de iPhone 4′ün satış işi GSM operatörlerine kalmış durumda. Şimdiden ürün için fiyat tahminleri de başladı. 16 GB kontratsız fiyatının 2 bin TL’nin biraz altında olması bekleniyor. Çünkü cihazın 32 GB’ı İstanbul Sirkeci’deki Doğubank spot piyasasında 1.800 TL’ye satılıyor. iPhone tutkunları yeni ürün için gün sayarken Vodafone iPhone 4 için ön kayıt almaya başladı. 3 Eylül’de Vodafone Türkiye’nin internet sitesinden başlayan ön kayıt başvurularında iPhone meraklılarını özel sürprizler de bekliyor. Turkcell de kayıt işlemlerine pazartesi (yarın) başlıyor.
Rafet oğluna şartlı nufüs cüzdanı çıkarttı
Eylül 5th, 2010
Tuğba Altıntop’la yaptığı evlilikten iki kızı olan Roman, çocuklarının bakıcısı Yeşim Hanım’dan olan oğlunu da nüfusuna geçirdi. Günaydın’ın haberine göre ünlü popçu, oğluna; memleketi Edirne’nin ‘Ed’ harfleriyle Yeşim’in memleketi ‘Van’ın birleşiminden oluşan ‘Edvan’ ismini uygun gördü. Ünlü popçu, Edvan’ı nüfusuna geçirme karşılığında oğlunun annesi Yeşim Hanım’la bir dizi de anlaşma yaptı. Rafet, oğlunu haftanın belirli günlerinde görebilecek, tüm ihtiyaçlarını karşılayacak. Buna karşılık Yeşim Hanım ise ünlü popçudan nikah talep etmeyecek ve medyaya konuşmayacak. Rafet’in yeniden baba olmasına kızları Şevval ve Su tepki gösterdi. Ünlü popçu, kızlarıyla oğlunu buluşturma planını ileri bir tarihe erteledi. Taraflar arasında arabulucuk görevini Tuğba Altıntop yapıyor
Recep Tayyip Erdoğan yalancıdır
Eylül 5th, 2010
Sağlık eski Bakanı MHP’li Osman Durmuş, ‘yalancı ve günahkar’ diye nitelendirdiği Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı Saddam Hüseyin’e, uygulanan rejimi ise Baas Partisi’ne benzetti. Anayasa paketenin ‘Elma Şekeri’ gibi olduğunu öne süren Durmuş, “Recep Tayyip Erdoğan yalancıdır, günahkardır. Bu zulumun devam etmemesi için, bu baskının sona ermesi için cihat edin. Cihat biliyorsunuz farzdır” dedi
MHP Kayseri İl Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenleyen Osman Durmuş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı ‘Günahları Kadir gecesinde bile affedilmeyecek adam’ olarak tanımladı. Kadir gecesinde Türk halkını, ülkenin geleceği için ve referandumdan ‘hayır’ çıkması için dua etmeye çağıran Osman Durmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Recep Tayyip Erdoğan yalancıdır, günahkardır. Bu zulumun devam etmemesi için, bu baskının sona ermesi için cihat edin. Cihat biliyorsunuz farzdır. Bu hükümet referandum nedeniyle müthiş bir beyin yıkıyor. Medya patronlarını inanılmaz verği cezalarıyla baskı altına aldı. Kendisine yandaş medya patronlarına krediler verdi. MHP’li belde belediye başkanlarını parayla ‘evet’ saflarına çekmeye çalışıyor ve zorluyor. Türkiye Baascı rejmin baskısı altında. Ama, biliyorsunuz sonrasında ne Saddam kaldı, ne de heykelleri. Hakkında 71 dosya bulunan Başbakan, Yüce Divan’dan kaçmak için, yargıyı değiştiriyor. Recep Tayyip Erdoğan, kendisine göre bir Yüce Divan oluşturmanın peşinde koşuyor.”
‘BU ANAYASA TASLAĞI ELMA ŞEKERİ’
Refaranduma götürülen anayasa değişikliklerinini ‘elma şekeri’ne benzeten Osman Durmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Elmaya bir çubuk takıp, üzerine renkli bir macun sürüp, içini gizlerler. Elma şekerinin üzerindeki macunu yalayan, içindeki elmayı yemez. Bu Anayasa metni, küresel güçlerin, terör örgütünü dağdan indirip, siyasallaştırma anayasasıdır. Ergün Özbudun’un hazırladığı anayasa taslağı önce Amerika’ya gönderildi. Orada okundu. Bu anayasa taslağı önce Mir Dengir Fırat’la Amerika’ya gitti. Atlantik ötesinden ‘bölücü siyasi partiler kapatılmasın’ diyorlar. ‘Evet’ derseniz din esaslı, bölücü partilere oy verip, ülkenin kaosa sürüklenmesine yol açarsınız.”
BAŞBAKAN SADDAM GİBİ
Eski sağlık Bakanı Osman Durmuş, Başbakan’ı, Irak’ın idam edilen lideri Saddam Hüseyin’e, uygulamalarını ise Baas parti rejimine benzetti. Durmuş, “Başbakanın uygulamalarını Saddam ve Baas Partisine kesinlikle benzetiyorum. Bakın Başbakanın 23 Nisan’da koltuğuna oturan çocuğa söylediklerine. Diyor ki, ‘Şimdi Başbakan sensin. Astığın astık, kestiğin kestik’ bu aklındakilerin dışa vurumudur” diyerek sözlerini tamamladı.
Kadir geceniz mübarek olsun
Eylül 5th, 2010
İnananların bu geceyi fırsat bilmeleri gerektiğini kaydeden Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, “Bu kutlu geceden istifade edilmesi, ancak Kur’an’a yönelmekle ve hayatı peygamber kılavuzluğuyla yaşamakla mümkün olacaktır.” dedi.
Kur’an’ın indiği her gönlün, Kur’an’ın rehberlik ettiği her hayatın, Kadir Gecesi kadar değerli olduğunu belirten Bardakoğlu, “İnsan şayet gerçek manada Rabbine kul, Resulüne ümmet olabiliyorsa, insanların duasını alıp geride hayırlı işler bırakabiliyorsa Allah katında Kadir Gecesi’nden daha değerlidir. Bu itibarla, Kur’an’ın insanlık âlemine inmesinden öte, onun gönül dünyamıza inmesi ve davranışlarımıza yansıması önemlidir.” diye konuştu.
Bu akşam kutlanacak Kadir Gecesi dolayısıyla bir mesaj yayımlayan Ali Bardakoğlu, pek çok hayır ve bereketi barındıran bu gecede manevi haz ve vecdin doruğa ulaştığını, meleklerin seher vaktine kadar yeryüzüne indiğinin müjdelendiğini ifade etti. Sel felaketiyle sarsılan Pakistan için de dua çağrısında bulunan Diyanet Reisi, şunları söyledi: “Zor şartlar altında yaşamını sürdürmek zorunda kalan insanlarımızın maddi ve manevi yardımlarına koşalım. Acılarına ortak olalım. Bu vesileyle Pakistan’da meydana gelen sel felaketine maruz kalan kardeşlerimiz için de dua edelim, madden ve manen yanlarında olalım.”
Sevgili Peygamberimiz (sas), bu mübarek gece ile ilgili olarak, “Kim inanarak ve sevabını Yüce Allah’tan umarak Kadir Gecesi’ni ihya ederse geçmiş günahları bağışlanır.” buyurmuş ve bu gece, “Allah’ım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet.” diye dua etmemizi tavsiye etmiştir.”
Ey Allah’ım! Şüphesiz Sen affedicisin, affı seversin, bizi de affet
Akif Akay’ın haberleri
Aişe validemiz, “Şayet Kadir Gecesi’ne tevafuk edersem nasıl dua edeyim?” diye Allah Resulü’ne sormuş, Fahr-i Kâinat Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de ona, “Ellâhümme inneke afüvvün, tuhibbu’l-afve fa’fü annî” (Allah’ım! Şüphesiz Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet.) (Tirmizi, Da’avât 89) duasını öğretmiştir.
Allah’a sonsuz hamd ü senâlar olsun ki, Yüce Rabb’imizin rahmetiyle coşup, hususî mahiyetteki lütuf ve ihsanlarıyla gönüllerimize inşirah saldığı mübarek ve bereketli zaman dilimlerinde yaşıyoruz. Recep ve Şaban ayları ile bir hazırlık dönemi yaşayan ruhlarımız, Ramazan ayı ile birlikte nurlu ufuklara doğru pervaz ediyor…
Arayan bulur
Onbir ayın sultanı olan Ramazan ayı, Kur’an-ı Kerim’in inmeye başladığı “Kadir Gecesi”yle apayrı bir derinlik ve kıymet kazanır. Bu geceye şeref ve kıymetinin yüceliğinden dolayı Kadir Gecesi denilmiştir. Çünkü Kadir Gecesi, Cenab-ı Hakk’ın Kur’an–ı Kerim’i bir bütün olarak Levh–i Mahfuz’dan dünya semasına indirdiği veya Alâk Sûresi’nin ilk beş ayetinin Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’e nazil olmaya başladığı gecedir.
Nitekim Kur’an-ı Kerim’de bu hakikat, Kadir Suresi’nin şu ayetleriyle bildirilmektedir: “Biz Kur’ân’ı indirdik Kadir Gecesi. Bilir misin nedir Kadir Gecesi? Bin aydan daha hayırlıdır Kadir Gecesi! O gece Rab’lerinin izniyle Ruh ve melekler, her türlü iş için iner de iner… Artık o gece bir esenliktir gider… Tâ tan ağarana kadar…” (Kadir, 97/1-5)
Kadir Gecesi’nin hangi gece olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte Müslümanlar tarafından genellikle Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi Kadir Gecesi olarak kabul edilmiştir. Peygamber Efendimiz (sas), hadis-i şeriflerinde Kadir Gecesi’nin Ramazan ayının son on günü içindeki tek rakamlı gecelerde aranmasını tavsiye buyurmuştur. (Buhârî, Leyletü’l-Kadir, 3; Müslim, Sıyam, 216)
Cuma gününde gizlenen “icabet saati”, beş vakit içerisinde gizlenen “salât–ı vustâ”, esmâ–i ilâhiye arasında gizlenen “ism–i âzam”, bütün ibadetler içerisinde gizlenen “rıza–i İlahi”, zaman içerisine gizlenen “kıyametin kopma vakti” ve bütün bir hayat içerisine gizlenen “ölüm vakti” gibi, Kadir Gecesi’nin Ramazan ayının içerisinde gizlenmesiyle, mü’minlerin gafletten uzaklaşıp hüşyar bir gönülle bu ayın tamamını dolu dolu geçirmeleri sağlanmak istenmiştir.
Efendimiz (sas)’den müjde
Kadir Gecesi, ümmet-i Muhammed’den başka hiçbir ümmete verilmeyen büyük bir nimettir. Hadis-i şeriflerde bildirildiğine göre, Efendimiz (sas)’e ümmetinin ömrü gösterilir. Rahmet Peygamberi (sas), önceki ümmetlerin ömrüne nisbetle kısa olduğu için, amelde onların uzun ömürde işlediklerine yetişemezler diye bu ömrü kısa bulur. Bunun üzerine yüce Rabbimiz kendisine bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi’ni verir. Nebiler Serveri (sas), Kadir Gecesi’nin faziletiyle ilgili ümmetine şu müjdeyi vermiştir: “Kadir Gecesi’ni, kim sevabına inanıp onu kazanmak ümidiyle ihya ederse geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhari, Teravih 1; Tirmizi, Savm 83) Hadis-i şerifin verdiği müjdeye erişmek isteyenlerin, bütün bir Ramazan ayını hatta bütün bir seneyi çok iyi değerlendirmeleri gerekmektedir. Zira bu gece, bütün sene boyunca yapılan ibadetlerin, hayr u hasenâtın mükâfatlarının toptan alındığı bir mükâfat gecesidir.
Bu gecede Cenab–ı Hak, huzuruna gelen insanların hepsine, liyakatlerinin üstünde bol bol lütuf ve ihsanda bulunur. Kur’an-ı Kerim’in ilk defa bu gecede nazil olması, gecenin ehemmiyetini daha da artırır. Çünkü mazide olduğu gibi günümüzde ve gelecekte de insanlığın problemlerinin yegâne çözüm kaynağı Kur’an’dır. Nüzûlünden bu yana bin dört yüz küsur sene geçmiş olmasına rağmen Kur’an, hâlâ tazeliğini devam ettirmekte ve gündemdeki yerini korumaktadır.
Kur’an, ihtiva ettiği nurlu prensiplerle insanlığa saadet getirebilecek tek ve yegâne kaynaktır. Dolayısıyla insanlığın içinde bulunduğu buhranlar anaforundan kurtuluşu için Kur’an’ın, asrın idrakine göre yeniden yorumlanması ve ebed müjdeli mesajlarının hayatımıza hayat kılınması gerekmektedir.
BİR ÖMRE BEDEL GECE
Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi, mü’minler için seksen üç sene gibi uzun bir ömre bedel olan kadr u kıymeti çok yüce bir gecedir. Bediüzzaman Hazretleri, Mektûbât isimli eserinde Ramazan ayının ve Kadir Gecesi’nin faziletini şöyle belirtmiştir: “Ramazan-ı Şerif’te amellerin sevapları bire bindir. Kur’ân-ı Hakîm’in nass-ı hadîs ile her bir harfinin on sevabı var; on hasene sayılır, on meyve-i Cennet getirir. Ramazan-ı Şerif’te her bir harfin, on değil bin ve Âyetü’l-Kürsî gibi âyetlerin her bir harfi binler ve Ramazan-ı Şerif’in cum’alarında daha ziyadedir. Ve Leyle-i Kadir’de otuz bin hasene sayılır. Evet, her bir harfi otuz bin bâki meyveler veren Kur’ân-ı Hakîm, öyle bir nuranî şecere-i tûbâ hükmüne geçiyor ki; milyonlarla o bâki meyveleri, Ramazan-ı Şerif’te mü’minlere kazandırır.”
Kadir Gecesi’ni nasıl değerlendirelim?
1. Böylesine bereketli bir geceyi değerlendirmeye gündüzünden başlamalı, Kur’an okuyarak, tövbe istiğfarda bulunarak, kaza ve nafile namaz kılarak, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’e bol bol salât u selâm getirerek çok iyi değerlendirmeliyiz.
2. Sağlığı ve mesaisi müsait olanlarımız geceyi uyanık geçirmeli, vaaz ve sohbetlere katılmalıyız. Ayrıca bütün insanlığın hidayeti, ferdî, ailevî ve içtimaî planda mutluluğa kavuşması için Ezel ve Ebed Sultanı’na dua dua yalvarmalıyız.
3. Bu gece yapılan ibadetlere kat kat sevap verileceğine inanarak sadakalar vermeli, fakirleri ve yetimleri sevindirlmeliyiz; küs ve dargın olduklarımız varsa mutlaka barışmalıyız.
4. Şahsi ve hizmet hayatımızı muhasebe etmeli, geleceğe dair önemli kararlar almalı, daha önceki hedeflerimizi gözden geçirmeliyiz.
5. Ramazan’daki güzellikleri Ramazan’dan sonra da devam ettirmeli ve bütün bir yılı Ramazan bereketi içinde yaşamaya çalışmalıyız…
Bu gece tövbe ve dua gecesi
Kadir Gecesi, bir tövbe ve dua gecesidir. Nitekim Hz. Aişe validemiz, “Şayet Kadir Gecesi’ne tevafuk edersem nasıl dua edeyim?” diye Efendimiz (sas)’e sormuş, Fahr-i Kâinat Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de ona, “Ellâhümme inneke afüvvün, tuhibbu’l-afve fa’fü annî” (Allah’ım! Şüphesiz Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet.) (Tirmizi, Da’avât 89) duasını öğretmiştir. Onun için bu gece, Kur’an’la bütünleşilmesi, tövbe ve istiğfarla günahlardan temizlenilmesi gereken bir gecedir. Bu mübarek gecede Rabb’imizin ihsan ettiği nimetlere şükredilmeli, insanlığın içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtulması için çokça dua edilmelidir.
KADİR GECESİ EKRANINDA NELER VAR?
Tövbe kapılarının sonuna kadar açıldığı, bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi’nde ekranlar da özel programlarla geceyi ihya ediyor.
KANAL 7: Kadir Gecesi, Eyüpsultan Camii’nden canlı olarak ekrana geliyor. 22.00′de başlayacak programda Kur’an-ı Kerim ziyafeti, ilahiler ve mevlitler ekrana gelecek.
MEHTAP TV: Beyazıt Camii’nden gerçekleştirilecek olan Kadir Gecesi özel programında Kur’an-ı Kerim ziyafeti yaşanacak. 23.00′te başlayacak programda Mehmet Kemiksiz ilahilerle, dualarla, naatlarla Mevlid-i Şerif-i seslendirecek.
KANAL A: Kur’an-ı Kerim’in indiği mübarek gecede Ramazan ayının manevi ikliminde, 21.15′daki Kadir Gecesi Özel’de Kur’an-ı Kerim tilaveti, sohbet ve kasideler okunacak.
STAR TV: Doç. Dr. Nihat Hatipoğlu’nun sunduğu Kadir Gecesi 20.00′de ekranda. Gecede özel dualar ve hatimler okunacak.
TRT AVAZ: Saraybosna’da bulunan ve Mimar Sinan tarafından inşa edilen Gazi Hüsrev Bey Camii’nde ve Sultanahmet Camii’nde hatim duası yapılacak, mevlit okunacak.
SAMANYOLU HABER TV 13.10 / GÜZEL GÜNLER: Güzel Günler’de Özlem Yılmaz’ın konuğu ilahiyatçı İbrahim Kocabıyık’la bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi konuşulacak.
Programda Kadir Gecesi’nin ismini nereden aldığı, bu gecenin fazileti, neden son 10 günde aranması gerektiği ve niçin gününün belli olmadığı ile bu gecenin nasıl idrak edilmesi gerektiği hakkında sohbet edilecek.
Dünya TV’den Kürtçe vaaz ve mevlit
Ramazan ayı boyunca peygamberler şehri Şanlıurfa’da yayın yapan Türkiye’nin ilk özel Kürtçe kanalı Dünya TV, Kadir Gecesi için özel bir program hazırladı.
Şanlıurfa Müftülüğü’nün desteği ile hazırlanan program vaiz İbrahim Öztürk’ün sohbeti ile başlayacak. Birbirinden değerli seslerin Kürtçe yorumlayacağı Mevlid-i Şerif ile seyirciler Kadir Gecesi’nin maneviyatına ortak olacak. Balıklıgöl Rıdvaniye Camii bahçesinden izleyicisiyle buluşacak Kadir Gecesi özel 22.00′de başlayacak. Ramazan boyunca canlı yayında bölgenin önemli din adamlarını ekrana çıkaran iftar programı Berbang, izleyiciden büyük beğeni topladı. Sahur programı Bereketa Paşîvê ise Van’dan ekrana geliyor.
Dünya TV’nin frekans bilgileri ise söyle: Türksat 3A, 11064,13000, V(Dikey), 5/6. Dünya TV yayınları internet TV platformu kure.tv’den ve tivibu’dan da canlı izlenecek. Gaziantep’ten ağırlıklı olarak Kürtçe yayın yapan Dünya TV dizi yayınlarında farklı dil seçenekleri (Kürtçe-Türkçe ve İngilizce) ile Türkiye’de yeni bir çığır açtı. Kısa bir süre sonra canlı Kürtçe haber yayınına da başlayacak olan kanal, bölge halkı tarafından kısa sürede sevildi.
HABER 7-AA
Erdoğan`ın Kazlıçeşme gösterisi
Eylül 5th, 2010
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Sen kalkacaksın bu ülkede benim başörtülü bacıma rahibe benzetmesi yapacaksın. İşte onun için buradan çıkınca kapı kapı dolaşacağız. 12 Eylülde sandıklarda bunlara en güzel cevabı vereceğiz” dedi.
Erdoğan, partisinin Kazlıçeşme Meydanı’nda düzenlediği mitingde, İstanbul’daki ilçelerin isimlerini tek tek sayarak, mitinge katılan ve katılmayan bütün vatandaşları selamladığını belirtti. Erdoğan, ”Delikanlım işaret aldığın gün atandan, yürüyeceksin; millet yürüyecek arkandan. Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan. Elde sensin dilde sen, gönüldesin baştasın. Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın. Delikanlım işaret aldığın gün vatandan. Ulubatlı Hasan’dan selam getirdim Fatihin İstanbul’u fethettiği yaştasın” diye Fetih Marşı’ndan satırlar okudu.
Vatandaşların ilgisine teşekkür ettiğini kaydeden Erdoğan, vatandaşların demokrasi mücadelesine sahip çıktığını, bu sevgi hareketine hizmet verdiklerini, destek verdiklerini, hayır dualarını eksik etmediklerini ifade etti.
Erdoğan, Ramazan ayının İstanbul’da daha bir güzel olduğunu vurgulayarak, ”Kadir Gecesi güzeldir. Ama Şehri İstanbul’da Kadir Gecesi bir başka güzeldir. Bayram huzurdur, kavuşmadır, dayanışmadır. Ramazanı şerifinize, mübarek kadir gecenizi, ramazan bayramınızı tebrik ediyor, mübarek olsun diyorum” dedi.
İstanbul’dan önce 36 şehirde mitinge katıldığını, bakanlar ve genel başkan yardımcılarıyla 81 ili büyük bir sevdayla dolaştıklarını ve dolaşmaya devam edeceklerini dile getiren Erdoğan, kendisinin bayramı İstanbul’da geçireceğini ve ilçe ilçe gezerek vatandaşlarla bayramlaşacağını söyledi.
Türkiye’nin tek yürek olduğunu, coşkuda, heyecanda kardeşlikle birleştiğini belirten Erdoğan, ”Türkiye bir kez daha demokraside, özgürlükte, hukukta adalette birleşti. Bu bayram demokrasi bayramı olacak. Özgürlükler bayramı, adalet bayramı hukuk bayramı, ramazan bayramı olacak. Türkiye evet diyor, büyük Türkiye isteyenler evet diyor, ileri demokrasi ve özgürlük isteyenlere evet diyor. Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstün olmasını isteyenler evet diyor. Türkiye’de çetelere dur demek isteyenler evet diyor. Türkiye yargıdaki siyasallaşmaya, kadrolaşmaya dur demek için evet diyor. Türkiye huzur, kardeşlik için, dayanışma, kardeşlik için evet diyor. Peki ne İstanbul ne diyor? Maşallahınız var. İstanbul evet diyor mu? Türkiye’nin özeti burada İstanbul” şeklinde konuştu.
”12 EYLÜLDE ONLAR CEVAPLARINI SANDIKTA ALACAKLAR”
İnsanların önlerinde 2 seçenek olduğunu, bunlardan birinin darbe anayasası, diğerinin milletin anayasası olduğunu ifade eden Erdoğan, darbe anayasasını sandığa gömeceklerini kaydetti.
Egemenliğin kayıtsız şartsız millette olduğunu ve bunun tartışılamayacağını kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:
”Ama bunun tartışılmasını isteyenler var. İşte 12 Eylülde onlar cevaplarını sandıkta alacaklar. Çünkü son gece kaset oyunlarıyla bize fatura kesmek istediler. Aday değilim dediler. Genel Başkanıyla kol kola evinde fotoğraf çektirdiler. Ama aradan 24 saat geçti. Birde baktık ki adayım dediler. Bu nasıl dürüstlük. Söz ağızdan bir kere çıkar. Siyasetçinin ağzından söz çıktıktan sonra onu bağlar. Sayın Kılıçdaroğlu bize dürüstlük dersi verme. Bu ülkede başörtülü bacılarımı tuttun rahibelere benzettin. 24 saat önce farklı, 24 saat sonra farklı biz alıştık. Sizin zaten tavrınız hep bu. Utanmadan sıkılmadan ‘hükümet görevini yapsın’ dedi. Hükümet onun talimatıyla değil ama eşeği sağlam kazığa bağlamak için, güvenlik güçleri görevini yaptı. Bunun Avcılar Belediyesi tarafından yapıldığı meydana çıktı. Dürüst ol, dürüst ol. Bu sizin ilk yanlışınız, ilk yalanınız değil. Daha çok yaptınız bunu.”
”DÜRÜST OL”
Erdoğan, İçişleri Bakanının açıklama yaptığını, CHP’nin milletten ve hükümetten özür dilemesi gerektiğini söylediğini belirtti.
Bunun bir cibilliyet (yaratılış) meselesi olduğunu kaydeden Erdoğan, şunları ifade etti:
”Sen kalkacaksın bu ülkede benim başörtülü bacıma rahibe benzetmesi yapacaksın. İşte onun için buradan çıkınca kapı kapı dolaşacağız. 12 Eylülde sandıklarda bunlara en güzel cevabı vereceğiz. Aynı şeyi 411 olayında yaşamadık mı? Orada da yaşadık. Anayasa değişikliğine karar verdik, eğitim özgürlüğü ellerinden alınan, inanç özgürlüğünün gereğini yerine getiremeyen kızlarımız için bu Anayasa değişikliğini yaptık. Şimdi ana muhalefetin lideri çıkmış ‘başörtü meselesini ben hallederim’ diyor. Kimse inanmıyor. Kimsenin inanmadığını anlayınca, televizyonlarda şunu demeye başladı ‘olur da bir gün başını örter bir gün açar’ Bu milleti elinde keklik, elinde oyuncak mı zannediyorsun? O senin karakterin. Ama benim milletimin karakteri bu değil. İnancının gereğini yapıyor. Bunlar Anayasa Mahkemesine götürdü. Bunların istediği istikamette karar çıktı. Peki Anayasa Mahkemesine gitmesinde, ey Kılıçdaroğlu senin imzan yok muydu? Kimi aldatıyorsun. Dürüst ol dürüst ol.”
Erdoğan, 7.5 yıl ayaklarındaki prangaları kırmakla uğraştıklarını belirterek, ”Artık bu prangaları kırmakla uğraşmak istemiyoruz” dedi.
Anayasa Mahkemesini değiştirdiklerini, yeni bir teşkilat yapısı oluşturduklarını anlatan Erdoğan, yüksek mahkemenin üye sayısını 11′den 17′ye çıkardıklarını söyledi.
Mevcut 4 yedek üyenin asil üye olacağını, ayrıca 2 üyenin hukukçulardan seçileceğini belirten Erdoğan, bu süreçte Meclisin doğrudan üye seçmeyeceğini, hukukçularca seçilen üyelerin Meclis tarafından tercih edileceğini anlattı.
Erdoğan, baroların 3 isim göndereceğini, birini Meclisin tercih edeceğini, Sayıştay’ın 2 üye için 6 isim vereceğini, Meclisin de bu isimlerden 2’sini tercih edeceğini kaydetti.
Avrupa ülkelerinde anayasa mahkemesinin üyelerinin neredeyse tamamını Federal Meclis veya Federal Konsey’in seçtiğini, bazılarında ise hükümetin belirlediğini dile getiren Erdoğan, yapılan yeni düzenlemede hükümetin böyle bir seçim yapmadığını söyledi.
Erdoğan, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunda (HSYK) ise hükümetten sadece Adalet Bakanı ve müsteşarın bulunduğunu, bunu da kendilerinin getirmediğini, yıllar önce var olan bir uygulama olduğunu belirtti.
”ŞİMDİ MİLLETİN ÖN BAHÇESİ OLACAK”
Şu anda HSYK’ya kürsü hakimlerinin 15 yıllık hakim ve savcılardan 10 üye seçeceklerini, bunların şimdi bunu bile hazmedemediklerini ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:
”Niye? Çünkü daha önce onların arka bahçesiydi. Şimdi milletin ön bahçesi olacak, onun için… Bu hazımsızlık nereye kadar gider bilemem. Ama benim bildiğim bir şey var. Adalet mülkün temelidir. Ve inşallah bu olacak. Artık üstünlerin hukukuna değil, hukukun üstünlüğüne gidiyoruz. Çünkü ileri demokrasi bu, özgürlükler bu. Aksi takdirde işte korsanlar, işte çeteler bunlarla mücadele verdik, bunlarla uğraştık. Ayaklarımızdaki prangaları kırmakla uğraştık. 7.5 yılımız böyle geçti. Artık bu prangaları kırmakla uğraşmak istemiyoruz. Sadece biz milletimize efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik deyip hizmet etmek istiyoruz. Söz sende, karar sende, yetki sende, mühür sende. Şimdi soruyorum; çetelerle mücadeleye evet mi? Büyük Türkiye, itibarlı Türkiye’ye evet mi, ileri demokrasiye evet mi, aydınlık bir Türkiye’ye evet mi?”
Kalabalıktan ”Evet” sesi yükselmesi üzerine Erdoğan, İstanbullulara ”kararımız, oyumuz ve tercihimiz” diye sordu ve her birine ”evet” yanıtını aldı.
”BU BİR KIRILMA NOKTASI”
Başbakan Erdoğan, İstanbul’un kararını verdiğini, halk oylamasına kalan bir haftalık süre içinde gece gündüz demeden, kapı kapı dolaşacaklarını söyledi.
”Çünkü bu bir kırılma noktasıdır. Bu bir sıçrama noktasıdır. Bunu sizlerle aşacağız” diyen Erdoğan, çünkü kendilerinin güçlerini halktan ve haktan aldıklarını kaydetti.
Erdoğan, Şeyh Edebali’nin ”İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” dediğini hatırlatarak, ”Bursa’nın temelinde işte bu var. Edirne’nin temelinde işte bu var. İstanbul’un ruhunda işte bu var. Süleymaniye’nin, Fatih’in, Ayasofya’nın, Topkapı’nın, Dolmabahçe’nin harcında, mayasında, ruhunda, özünde işte bu anlayış var. Bizim sevgi medeniyetimizin kültürümüzün, tarihimizin kökeninde bu ilke var. Bu zihniyet var. İnsanı yücelteceksin ki devlet yücelsin, insanı yaşatacaksın ki devlet yaşasın, insanı güçlendireceksin ki devlet güçlensin” diye konuştu.
”DARBELERLE MİLLİ İRADEYİ BOĞMAK İSTEDİLER”
Türkiye’de 27 Mayıs 1960′ta bir darbe yapıldığını ve seçimle gelmiş bir başbakan olan Adnan Menderes ile seçimle gelen bakanlar Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın idam edildiğini hatırlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Siyasetin üzerine çöktüler. Milli iradeyi boğmak istediler. Demokrasiyi ortadan kaldırmak istediler. Yaptıkları darbe milleti vurdu, Türkiye’nin gelişimine darbe vurdu. Hakka hukuka darbe vurdu. Ama hedeflerine ulaşamadılar. Milletin demokrasi yürüyüşünü engelleyemediler. 12 Mart’ta tekrar demokrasiye müdahale ettiler. Aynı şekilde 12 Eylül’de bir kez daha demokrasiyi kesintiye uğrattılar. Bitmedi, 28 Şubat’ta bir kez daha milli iradeyi küçümsediler. Siyasetin üzerine karabasan gibi çöktüler. Siyasetin üzerine vesayeti yerleştirdiler. İnsanı değil devleti merkeze aldılar. ‘İnsan için devlet’ değil, ‘Devlet için insan’ dediler. Vatandaşına hizmetkar olan değil, vatandaşına buyurgan olan anlayışı egemen kıldılar. Halbuki yeri geldiği zaman bunlar ‘Atatürkçüyüz’ diyorlardı. Ama Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk şu ifadeyi kullanıyordu; ‘Millete efendilik yoktur, millete hizmet etmek vardır’ diyordu. Bunlar akşam başka, sabah başka. Sanal korkular yaydılar. Sanal tehditlerle milleti sindirdiler. Çetelerle mafyayla sinsi örgütlenmelerle ülkeye millete istikamet çizmek istediler. Şimdi mafya var mı, şimdi çeteler var mı? Bunların karşısında bütün tehditlere karşı dimdik durduk. Yılmadık, usanmadık, böyle devam ettik, böyle devam edeceğiz.”
”İMRALI’YLA GÖRÜŞENLER BULUNUYOR”
Başbakan Erdoğan, internette takibe takılanların olduğunu, İmralı’yla görüşenlerin bulunduğunu da belirterek, şöyle devam etti:
”Bütün bunlar niçin yapılıyor? ‘12 Eylülde ‘evet’i engelleyelim. Sakın ha sandığa gidilmesin’. Bunun kampanyasını yapanlar var. Ama Diyarbakır coştu. Diyarbakır güçlüydü. Diyarbakır ‘evet’ dedi. Ve ben Diyarbakırlı kardeşlerime şunu söyledim; ‘AK Parti iktidarı hiçbir etnik unsurun iktidarı değildir. AK Parti iktidarı Türkiye’deki 73 milyonun iktidarıdır. Türk de benim kardeşim Kürt de benim kardeşim. Laz’ı da Çerkez’i de Arnavut’u da, Boşnak’ı da, Roman’ı da, Arap’ı da, Gürcü’sü de hepsi benim kardeşim. Çünkü biz yaratılanı Yaradan’dan ötürü seviyoruz, makam mevkiden dolayı değil, para puldan dolayı değil. Onların hepsi gelip geçici. Cumhurbaşkanı olsan ne yazar, başbakan olsan ne yazar, Genelkurmay başkanı olsan ne yazar, bakan olsan ne yazar. Bir gün gelecek öleceksin 2 metre bir mezara gömecekler ve ‘Cumhurbaşkanı niyetine’ demeyecekler. ‘Er kişi niyetine’ diyecekler. ‘Başbakan niyetine’ demeyecekler. ‘Er kişi niyetine’ diyecekler. Ben boydan biraz daha farklı mezar istiyorum. Durum bu. Öyleyse kime neyin afrasını tafrasını yapıyoruz. Mütevazı olalım. Gurur kibir… Bunların hiçbirisi bir yere taşımıyor. Önemli olan bu kubbede hoş bir sada bırakmak. Bunu başarmamız lazım.”
Referandumda neyi oylayacağız ?
Eylül 5th, 2010
12 Eylül’de sandık başına gidecek vatandaş Anayasa değişikliği paketine oyunu verecek. Hayatımızda köklü değişiklikler getirecek olan paket ile Anayasa Mahkemesi yeniden yapılandırılacak, YAŞ kararları yargıya açılırken, HSYK’nın üye sayısı artacak ve 12 Eylül darbecilerine yargı yolu açılacak. Ekonomik ve Sosyal Konsey Anayasa kapsamına alınırken, memurlara toplu sözleşme hakkı getirilecek.
12 Eylül’de referanduma sunulacak Anayasa değişikliği paketinin getirdiği düzenlemeler şöyle:
KADINLARA POZİTİF AYRIMCILIK
Anayasa’nın 10. maddesinde yer alan, “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür” ibaresine, “Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz” cümlesi ile, “Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz” fıkrası ekleniyor.
HERKES KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINI İSTEYEBİLECEK
Anayasa’nın 20. maddesinde yapılan değişiklikle, herkes, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olacak. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsayacak. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilecek.
YURT DIŞINA ÇIKIŞ HAKİM KARARIYLA SINIRLANABİLECEK
Anayasanın 23. maddesinde yapılan değişiklikle, vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilecek.
DEVLET HER TÜRLÜ İSTİSMARA KARAŞI ÇOCUKLARI KORUYACAK
Anayasanın 41. maddesine, “Her çocuk, yeterli himaye ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır” hükmü ekleniyor.
ANAYASA’NIN 51. MADDESİNİN 4. FIKRASI YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILIYOR
Anayasa’nın 51. maddesinin 4. fıkrası yürürlükten kaldırılıyor. Söz konusu fıkra, aynı zamanda aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olunamayacağı hükmünü getiriyor.
MEMURLARA TOPLU SÖZLEŞME HAKKI
Anayasa’nın 53. maddesine eklenen fıkra ile, memurlar ve diğer kamu görevlileri toplu sözleşme hakkına sahip olacak. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na başvurabilecek.
GREV VE LOKAVT HAKKINI SINIRLAYAN MADDE DEĞİŞİYOR
Grev hakkı ve lokavt hakkını düzenleyen Anayasa’nın 54. maddesinin 3. ve 7.fıkraları yürürlükten kaldırılıyor. Böylece, “Siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verim düşürme ve diğer direnişler yapılamaz” ile “Grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu, grev uygulanan işyerinde sebep oldukları maddi zarardan sendika sorumludur” fıkraları çıkarılıyor.
OMBUDSMAN KURUMU KURULUYOR
Anayasa’nın 74. maddesinde yapılan değişiklikle TBMM Başkanlığı’na bağlı olarak Kamu Denetçiliği Kurumu kuruluyor. Buna göre Kamu Kurumu Denetçiliği Kurumu, idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri dinleyecek.
MİLLETVEKİLLİĞİ DÜŞMESİ MADDESİNE RÖTUŞ
Anayasa’nın “Milletvekilliğinin Düşmesi” başlıklı 84. maddesinin, “Partisinin temelli kapatılmasına beyan ve eylemleriyle sebep olduğu Anayasa Mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararında belirtilen milletvekilinin milletvekilliği, bu kararın Resmî Gazete’de gerekçeli olarak yayımlandığı tarihte sona erer. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı bu kararın gereğini derhal yerine getirip Genel Kurul’a bilgi sunar” şeklindeki son fıkrası yürürlükten kaldırılıyor.
TBMM BAŞKANLIK DİVANI’NIN SEÇİM SÜRESİ DEĞİŞİYOR
Anayasanın 94. maddesinin 3. fıkrasının ikinci cümlesi, “İlk seçilenlerin görev süresi iki yıldır, ikinci devre seçilenlerin görev süresi ise o yasama döneminin sonuna kadar devam eder” olarak değiştiriliyor.
YAŞ KARARLARI YARGIYA AÇILIYOR
Anayasanın 125. maddesinde değişiklik yapılarak, Yüksek Askeri Şurası (YAŞ)’nın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç, her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolunun açılması öngörülüyor. Ayrıca yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olacak, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacak.
DİSİPLİN KARARLARI YARGI DENETİMİ DIŞINDA BIRAKILMAYACAK
Anayasanın 129. maddesinde yapılan değişiklikle memur ve diğer kamu görevlileri ile ilgili disiplin kararlarının yargı denetimi dışında bırakılamayacağı öngörülüyor.
ADALET HİZMETLERİNİN DENETİMİ DEĞİŞİYOR
“Hakimler ve Savcıların Denetimi” başlıklı Anayasa’nın 144. maddesinde yapılan değişiklik doğrultusunda, adalet hizmetleri ile savcıların idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığınca denetimi, adalet müfettişleri ile hakim ve savcı mesleğinden olan iç denetçiler; araştırma, inceleme ve soruşturma işlemleri ise adalet müfettişleri eliyle yapılacak.
ASKERE SİVİL MAHKEME YOLU AÇILIYOR
“Askeri Yargı” başlıklı Anayasa’nın 145. maddesinde yapılan değişiklikle askere sivil mahkeme yolu açılıyor. Buna göre; askeri yargı, askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler; asker kişiler tarafından işlenen asker suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidir. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde görülür. Ayrıca savaş haricinde, asker olmayan kişiler askeri mahkemelerde yargılanamayacakları öngörülüyor.
ANAYASA MAHKEMESİ’NİN YAPISI DEĞİŞİYOR
Anayasa’nın 146. maddesinde yapılan değişiklikle Anayasa Mahkemesi’nin yapısı değişiyor. Buna göre, Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısı 11’den 17’ye çıkartılıyor. TBMM, 2 üyeyi, Sayıştay Genel Kurulunun gösterdiği 3 aday içinden; 1 üyeyi baro başkanlarının avukatlar arasından göstereceği 3 aday arasından gizli oylamayla seçecek. Cumhurbaşkanı; 3 üyeyi Yargıtay, 2 üyeyi Danıştay, 1 üyeyi Askeri Yargıtay, 1 üyeyi Askeri Yüksek İdare Mahkemesince gösterilecek 3’er aday içinden; 3 üyeyi ise YÖK’ün kendi üyesi olmayan yüksek öğretim kurumları öğretim üyeleri arasından göstereceği 3’er aday içinden, dört üyeyi üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, birinci sınıf hakim ve savcılar ile en az beş yıl raportörlük yapmış Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçer.
GÖREV SÜRELERİ 12 YIL
Anayasa Mahkemesi üyelerinin görev sürelerini düzenleyen 147. maddede yapılan değişiklikle Anayasa Mahkemesi üyeleri 12 yıl için seçiliyor. Ayrıca bir kimse iki defa Anayasa Mahkemesi’ne seçilemeyecek. Anayasa Mahkemesi üyeleri 65 yaşını doldurunca emekliye ayrılacak.
MECLİS BAŞKANI, GENELKURMAY BAŞKANI VE KUVVET KOMUTANLARI DA YÜCE DİVAN’DA YARGILANACAK
Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerini düzenleyen 148. maddesinde yapılan değişiklikle, Meclis Başkanı, Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan’da yargılanacak. Yüce Divan kararlarına karşın yeniden inceleme başvurusu yapılabilecek. Ayrıca yapılan değişiklikle kişisel başvuru hakkı tanınıyor.
PARTİLERİN KAPATILMASINDA ÜÇTE İKİ OY ÇOKLUĞU ARANACAK
Anayasa Mahkemesinin çalışma ve yargılama usulünü düzenleyen 149. maddesinde yapılan değişiklikle, Anayasa değişikliğinde iptale, siyasi partilerin kapatılmasına ya da devlet yardımından yoksun bırakılmasına karar verilebilmesi için toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çokluğu şart olacak. Anayasa Mahkemesi’nin bölümleri başkanvekilinin başkanlığında 4 üyenin katılımı ile toplanacak. Genel Kurul ise Mahkeme Başkanı’nın veya başkanın belirleyeceği başkanvekilinin başkanlığında en az 12 üye ile toplanacak.
Siyasi partilere ilişkin dava ve başvurulara Yüce Divan sıfatıyla Genel Kurul bakacak. Bireysel başvurular ise bölümlerce karara bağlanacak.
ASKERİ YARGITAY
Anayasa’nın, Askeri Yargıtay başlıklı 156. maddesinde değişiklik yapılan değişiklikle, Askeri Yargıtay’ın kuruluşu, işleyişi, mensuplarının disiplin ve özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenmesini öngörüyor.
HSYK’NIN ÜYE SAYISI ARTIYOR
Anayasa’nın, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yapısını düzenleyen 159. maddesinde yapılan değişiklikle HSYK’nın üye sayısı 22’ye çıkarılıyor. Kurulun Başkanı Adalet Bakanı, Adalet Bakanlığı Müsteşarı ise Kurul’un tabi üyesi. Kurulun 4 asıl üyesi yüksek öğretim kurumlarının hukuk,iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri, üst kademe yöneticileri ile avukatlar arasından Cumhurbaşkanınca; 3 asıl ve 3 yedek üyesi Yargıtay üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca; 2 asıl ve 2 yedek üyesi Danıştay üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca; bir asıl ve bir yedek üyesi Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulunca kendi üyeleri arasından; 7 asıl ve 4 yedek üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adli yargı hakim ve savcıları arasından adli yargı hakim ve savcılarınca; 3 asıl ve 2 yedek üyesi idari yargı hakim ve savcıları arasından idari yargı hakim ve savcılarınca, dört yıl için seçilecek.
EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY ANAYASA KAPSAMINA ALINIYOR
Anayasa’nın 166. maddesinde yapılan değişiklikle Ekonomik ve Sosyal Konsey Anayasa kapsamına alınıyor.
12 EYLÜL DARBECİLERİNE YARGI YOLU AÇILIYOR
Anayasa’nın geçici 15. maddesi yürürlükten kaldırılıyor. Böylece 12 Eylül darbecilerine yargı yolu açılıyor.
Meydanlarda iktidar ile muhalefet arasında “evet”, “hayır” kavgasına sahne olan referandum için son dönemece girildi. Bayramın hemen ardından 12 Eylül Pazar günü 49 milyon 446 bin 269 seçmen anayasa değişikliği paketinin kaderini belirlemek için sandığa gidecek.
Siyasi parti liderlerinin miting meydanlarında referandum kavgası devam ederken, gözler de bu hafta sonunda yapılacak referandumdan çıkacak sonuca çevrildi. İktidarın “evet”, CHP ve MHP’nin “hayır”, BDP’nin ise “sandığı boykot” kampanyası yürüttüğü referandumun sonucunu ise 49 milyon 446 bin 269 seçmenin iradesi belirleyecek. 12 Eylül’de 151 bin 546 sandıkta oy kullanılacak ve sandıklarda da 1 milyon 61 bin 137 kişi görev yapacak.En çok seçmen ise İstanbul ilinde. 12 Eylül’de İstanbul’da 7 milyon 400 bin 172 seçmen oy kullanacak. İstanbul’un yanısıra Ankara, 2 milyon 919 bin 143, İzmir 2 milyon 526 bin 569 seçmen sayısı ile referandumun kaderini belirleyecek iller olacak.
MALİYETİ 154 MİLYON 989 BİN TL
Referandum için 70 ton kağıt harcanırken, 965 bin 853 zarf basıldı. Referandumun maliyeti ise 154 milyon 989 bin 528 lirayı buldu.
SEÇMEN SAYISI ARTTI
Rakamlar seçmen sayısının arttığını ortaya koyarken, 28 Mart 2004’teki yerel seçimlerde seçmen sayısı 43 milyon 552 bin 931, sandık sayısı 173 bin 748, 22 Temmuz 2007’deki genel seçimlerde seçmen sayısı 42 milyon 553 bin 41, sandık sayısı 158 bin 700, yine 21 Ekim 2007’de yapılan referandumda seçmen sayısı 42 milyon 629 bin 733, sandık sayısı 134 bin 700, 29 Mart 2009’deki yerel seçimlerde de seçmen sayısı 48 milyon 6 bin 650, sandık sayısı da 174 bin 902’ydi.
KADIN SEÇMEN DAHA FAZLA
Referandumda oy kullanacak kadın seçmen sayısı ise erkek seçmenden daha fazla olacak. Referandumda sandığa gidecek seçmenin 24 milyon 385 bin 321’ini erkekler, 25 milyon 60 bin 948’ini de kadınlar oluşturuyor. Hesaplamalara göre, her sandıkta 400-420 seçmen oy kullanabilecek. Yurtdışındaki seçmen sayısı ise toplam 2 milyon 556 bin 33’ü buluyor. Bunların 1 milyon 351 bin 83’ünü erkek, 1 milyon 204 bin 501’ini de kadınlar oluşturuyor.
TC KİMLİK NUMARASI ŞART: OY KULLANMAYANA CEZA VAR
12 Eylül’de yapılacak referandumda seçmenler TC kimlik numarası bulunan kimlik belgeleriyle oy kullanabilecek. Parmak boyasının kullanılmayacağı referandumda, TC kimlik numarası ve resimli olmak kaydıyla, resmi daire ve iktisadi devlet teşekküllerince verilen soğuk damgalı kimlik belgeleri, pasaport, evlenme cüzdanı, askerlik belgesi, sürücü belgesi ve avukatlık kimlik belgesi gibi belgelerle de oy kullanılabilecek. Referandumda belediyeler, köy ve mahalle muhtarlığınca düzenlenen belgelerle oy kullanılamayacak. Bunun tek istisnası ise ceza infaz kurumlarında ve tutukevlerinde taksirli suçlardan hükümlü bulunanlar ile tutuklu seçmenlere cezaevi idaresince verilmiş belge olacak. Bu belgede de yine kimlik numarası şartı aranacak. Referandumda sandığa gitmemenin cezası ise 22 TL olacak.
OY VERME SAATLERİ
YSK, referandumda oy verme saatlerini, illerde güneşin ve doğuş batışına göre iki gruba ayırdı. Türkiye’nin doğusunda bulunan Adıyaman, Ağrı, Artvin, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Malatya, Kahramanmaraş, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Siirt, Sivas, Trabzon, Tunceli, Şanlıurfa, Van, Bayburt, Batman, Şırnak, Ardahan, Iğdır ve Kilis illerinde oy vermenin başlangıç ve bitiş saatleri 07.00-16.00 olarak belirlendi. Bu illerin dışında kalan illerde ise oy vermenin başlangıç ve bitiş saatleri 08.00-17.00 olarak tespit edildi.
REFERANDUM YASAKLARI
12 Eylül’de yapılacak referandum öncesinde seçim yasakları ile 5 Eylül Pazar günü itibariyle başladı. Buna göre; Başbakan, bakanlar ve milletvekilleri yurt içinde yapacakları referandumla ilgili propaganda gezilerini makam otomobilleriyle yapamayacak. Bu amaçla yapacakları gezilerde protokol gereği karşılama ve uğurlama törenleri yapılmazken, resmi ziyafet de verilmeyecek. Başbakan, bakan ve milletvekillerinin referandum ile ilgili yapacakları propaganda gezilerine hiçbir memur katılmayacak.
OY VERME GÜNÜ SİLAH TAŞIMAK YASAK
12 Eylül Pazar günü sabah saat 06.00’dan gece saat 24.00’e kadar her ne suretle olursa olsun alkollü içki satılmasının, içkili yerlerde umumi mahallerde her çeşit alkollü içki verilmesi, içilmesi yasak olacak. Oy verme günü bütün umumi eğlence yerleri oy verme süresi içinde kapalı olacak. Eğlence yeri niteliğinde haiz lokantalarda yalnız yemek verilecek. Oy verme günü emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlardan başka hiçbir kimse, köy, kasaba ve şehirlerde silah taşıyamayacak. 12 Eylül günü sat 18.00’e kadar radyolar ve her türlü yayın organları tarafından referandum ve sonuçları ile ilgili haber, tahmin ve yorum yapılması yasak olacak. Saat 21.00’den sonra bütün yayınlar serbest olacak, ancak Yüksek Seçim Kurulu’nca gerek görülmesi halinde saat 21.00’den önce de yayınların serbest bırakılmasına karar verilebilecek.
TÜRKİYE’NİN 6’NCI REFERANDUMU OLACAK
12 Eylül’de yapılacak referandum, Türkiye’nin 6’ncı referandumu olacak. Türkiye’de ilk referandum, 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinin ardından hazırlanan 1961 Anayasası için 9 Temmuz 1961’de gerçekleştirildi. 61 Anayasası, yüzde 38.3 oranındaki hayır oyuna karşılık, yüzde 61.7 evet oyuyla kabul edildi. İkinci referandum, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra hazırlanan 1982 Anayasası için 7 Kasım 1982’de yapıldı. Referandumda, Anayasa ile birlikte Kenan Evren’in Cumhurbaşkanlığı da onaylanacak, eski siyasilere 10 yıl siyaset yasağı getirilecekti. 7 Kasım günü sandık başına 19 milyon seçmen gitti. Sandıktan anayasaya yüzde 91.37 evet, yüzde 8.63 hayır çıktı. Üçüncü halk oylaması, 1982 Anayasası’nın geçici 4. maddesi ile getirilen 10 ve 5 yıllık siyasal yasakların kalkıp kalkmaması konusunda 6 Eylül 1987’de gerçekleştirildi. Bu referandumda Türkiye,19 82 Anayasası’na Milli Güvenlik Konseyi’nin sonradan eklediği, eski siyasetçilere 10 yıl boyunca siyaseti yasaklayan geçici dördüncü maddenin kaldırılmasını oyladı. Bu referandum, Süleyman Demirel’e Çankaya Köşkü’nün, Bülent Ecevit ile Necmettin Erbakan’a da Başbakanlık kapılarını açtı. Referandumu yapabilmek için Anayasa’nın 175. maddesinde yapılan düzenleme ise diğer referandumlara yol verdi.
Referandumlar içerisinde seçmenin iradesinin “hayır” yönünde oluştuğu tek referandum ise Özal döneminde yapıldı. 25 Eylül 1988’de, Turgut Özal’ın başbakanlığı döneminde yapılan referandumdan ’hayır’ oyu çıktı. Hükümetin yerel seçimlerin bir yıl erkene alınmasına dönük talebi, referandumda ‘Hayır’ karşılığı aldı. Referanduma katılım oranı, yüzde 88.82 oldu. Seçmenlerin yüzde 65’i hayır, yüzde 35’i evet oyu kullandı. Böylece yerel seçimlerin erkene alınması için Anayasa’nın 127. maddesindeki değişiklik kabul edilmedi ve 13 Kasım 1988 olarak öngörülen erken yerel seçim yapılamadı.
Türkiye’de beşinci referandum, 21 Ekim 2007 yılında Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin tıkanmasıyla gerçekleşti. 28 milyon 813 bin 185 seçmenin oy kullandığı 21 Ekim 2007’de yapılan referandumunda halkın yüzde 69.123’ü Evet, yüzde 30.876’sı ise Hayır dedi.
Hanefi Avcı milyoner oldu !
Eylül 5th, 2010
Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın olay yaratan kitabı “Haliçte Yaşayan Simonlar” iki haftada çok satanlar listesini alt üst etti. 25 TL’den satılan kitabın baskısı 567 bine ulaştı. 800 binlere çıkması bekleniyor.14 milyon 175 bin TL ciro yapan kitabı yayınlayan yayıneviyle özel anlaşma yapan Avcı’nın en az yüzde 15 pay aldığı belirtiliyor. Buna göre Avcı’nın kitaptan elde ettiği gelir şimdiden 2 milyon TL’yi geçti…
‘Bir kitap okudum, hayatım değişti’ sözü, Hanefi Avcı için ufak bir değişiklik ile gerçek oldu: ‘Bir kitap yazdım, hayatım değişti.’ Yayınevinin verdiği bilgiye göre kitabın baskısı 567 bine ulaştı. Arkadaş Yayıncılık’ın yan kuruluşu olan Angora Yayınevi’nden yayımlanan “Haliçte Yaşayan Simonlar: Dün Devlet Bugün Cemaat”, 20 Ağustos Cuma günü piyasaya çıktı ve Türkiye’nin gündemini sarstı. Kitaba gösterilen yoğun ilgi Hanefi Avcı’yı bile şaşırttı.
Eskişehir’den çok talep geliyor
Arkadaş Yayıncılık Genel Müdür Yardımcısı Cahit Akçam “İlk baskı 20 bindi. Ardından 10 bin ek baskı yapıldı ve 23 Ağustos pazartesi günü itibarıyla 30 bin rakamına ulaştı. 3 gün sonra 60 bin oldu. Şu an basılan kitap sayısı 567 bine ulaştı. Ankara ve İzmir’daki kitapevlerinde sıkıntı yok. Ancak en yüksek talep Avcı’nın görev yaptığı Eskişehir ile Edirne, Mersin ve doğum yeri Kahramanmaraş’tan geliyor. Bu illere ek baskılar gönderildi” dedi.
Özel sözleşme yaptılar
Peki Hanefi Avcı bu kitaptan ne kadar para kazanacak? Bu soruya Akçam, kitabın yazarı Hanefi Avcı ile yayınevinin özel bir anlaşma yaptığını fakat bu konuda detay veremeyeceğini söyleyerek karşılık verdi.
Çok satan kitaplarla ilgili olarak yazalarla yapılan “özel anlaşmaların” ne anlama geldiğini kitap dünyasının önde gelen isimlerine sorduk: “Türk kitap yayıncılığında yazar ve yayımevi arasındaki anlaşma standart olarak yüzde 10’dur. Yazar etiket fiyatı üzerinden kitabın yüzde 10’unu alır. 10 liralık kitabın 1 lirası yazara gider. Özel anlaşmalar ise yazarın popülerliği ve/veya kitabın çok satmasıyla ilgilidir. Özel anlaşmalı yazarlar yüzde 15 ile 20 arasında etiket fiyatı üzerinden pay alır. Orhan Pamuk yayıneviyle en yüksek anlaşma yapan yazarımızdır ki bu oran yüzde 20 ile 25 arasındadır. Yine yaptığımız araştırmada Angora Yayınevi’nin ‘pay’ konusunda titiz davrandığını ve en fazla yüzde 15 verebileceğini öğrendik.”
Avcı’nın yazdığı kitabın etiket fiyatı 25 TL. Yayınevinin açıkladığı 567 bin rakamı üzerinden hesaplandığında yayınevinin ulaştığı ciro ortaya çıkıyor. Tam 14 milyon 175 bin TL. Avcı’nın ciro üzerinden pay aldığı ve bu oranın yüzde 15 olduğu varsayımından yola çıktığımızda ise Emniyet Müdürü’nün eline geçecek olan rakam şimdiden 2 milyon TL’yi geçiyor.
En çok kazanan yazar Pamuk
Forbes listesine göre Türkiye’de en fazla kazanan yazar Nobel ödüllü Orhan Pamuk. 2007 rakamlarına göre Wylie Agency firmasına bağlı çalışan Pamuk, 2005-2007 yılları arasında dünya üzerinde 5.5 milyon adet kitap sattı. Bu satıştan ise eline 4.3 milyon TL geçti.
Türkiye’de en çok satan kitap ise 897 bin ile ‘Şu Çılgın Türkler’. Kitabın yayıncısı Bilgi Yayınevi’nin sahibi Ahmet Tevfik Küflü, Ankara Vergi Dairesi’ne 2006 yılı için 2 milyon 165 bin TL gelir beyan etti. Kitabın yazarı Turgut Özakman ise 1.2 milyon TL kazandı. 2009’a geldiğimizde ise listenin başında Elif Şafak yer alıyor. Önce pembe ve gri kapaklarıyla, ardından içeriğiyle çok tartışılan kitabı Aşk 2008 Ocak’ta piyasaya çıktı. 392 bin sattı. Elif Şafak’ın kazancı, yine Forbes rakamlarına göre 1 milyon 530 bin TL oldu.
İkinci kitabımda Güneydoğu’yu yazacağım
Ankara Kentpark Alış-veriş Merkezi’nde dün kitabını imzalayan Avcı, Ankaralılar’ın kendisine gösterdiği ilgiden memnun kaldı. Kitabı imzalatmak isteyen okuyucular uzun kuyruklar oluşturdu. İmza gününe eşi Şenay Avcı ile katılan Hanefi Avcı gazetecilerin sorularını şöyle yanıtladı:
Kitabınız ne kadar sattı?
Bilmiyorum ama bu kadar ilgi göreceğini tahmin etmiyordum.
Tehdit alıyor musunuz?
Yok, herhangi bir tehdit almıyorum.
Nasıl tepkiler alıyorsunuz?
Ben daha çok lumlu tepkileri görüyorum. Belki olumsuz tepkiler de vardır ama bana olumlu tepkiler geliyor.
Yeni kitap yazmayı düşünüyormusunuz?
Güneydoğu sorunuyla ilgili yazmak, birtakım fikirlerimi söylemek gibi içimde bir ukde vardı. Bu konuda bir şeyler yazmayı düşünüyorum. Orada 8 yıllık bir görevim oldu. Orayla ilgili epey bir ilgi, alakam var. Orada ne olabilir, nasıl çözülebilir, oradaki sorunlara nasıl bakmalıyız gibi… Bunun, ülkenin en önemli sorunu olduğu kanaatindeyim. Buna yönelik düşüncelerim var. Bu ilgiden sonra da öncelikle onu yazmayı düşünüyorum. Güneydoğu sorunu nasıl halledilebilir gibi zihnimde oluşan, kendi fikirlerimi öncelikle yazmayı düşünüyorum.
Kitabı çok hassas bir dönemde yazdınız…
Güneydoğu da çok hassas. Önce en hassas olanı yazmak lazım. Hassasiyeti bittikten sonra, anlamı bittikten sonra yazmanın manası yok. Ben bu kitabı nisanda çıkarmayı düşünüyordum, öyle hesaplamıştım. 10 Nisan polis bayramında çıkaracaktım. Hatta yayınevine mart ayında teslim ettim. Redaksiyon işlemleri çok uzun sürdü, bu sürece geldi, ondan dolayı. Yani ben yazmaya başladığım zaman bugün gündemde olan konuların hiçbiri, o gün gündemde değildi. Özellikle gündem kollamak gibi bir derdim yok tabii.
Tarafsız basın
Bir gazetenin sorularını yanıtlarken zorlandınız…
Zorlanmam söz konusu değil ama ben tarafsız basınla konuşmak istiyorum. O çok önyargılı ve taraflıydı. Önyargılı ve taraflı biriyle konuşmak istemediğim için ara verdim. Yoksa herhangi bir soruda zorlanacak bir şeyim yok.
Bazı çevreler kitabı sizin yazmadığınızı iddia ediyor…
Kitaptaki fikirleri başka biri yazamaz. Yani benim yaşadıklarım, benim etrafımda olan, odak noktasına beni koyduğunuz zaman etrafımda olan olaylar. Bunun dışında başka birinin onları yazma şansı zaten yok. Onlar, birazcık da kitaba ciddi eleştiri getiremeyenlerin, çamur atma gibi diyelim, eleştirmiş olmak için söyledikleri laflardır. Böyle bir şeyi konuşmaya bile gerek yok.
Emekli olmayı düşünüyor musunuz?
Yok, şimdilik düşünmüyorum.
‘Avcı’nın kitabı 1 milyon satar’
Deniz Yüce Başarır (Doğan Kitap Genel Yayın Yönetmeni):
Hanefi Avcı’nın kitabının bir fenomen olduğu kesin. Türkiye’nin güncel sorunlarını ele alması, okurun bu tür konulara duyduğu büyük bir merakın göstergesi bu kitabın satışı… Elif Şafak’ın Aşk’ı bir buçuk yılda 505 bin sattı ve bence daha da satar. Hanefi Avcı’nın kitabı ise kısa sürede 570 bin satışı gördü. Bu durumda “bir milyon satar” gibi iddialı bir söz söylemek istemesem de bir milyon satarsa hiç şaşırmam”
Böyle kitap görmedim
Vezir Sarıyer (Alfa Dağıtım Sorumlusu)
23 yıldır dağıtımcıyım böyle bir kitap görmedim. Çok kısa sürede çok hızlı bir satış bu. Kitap çıktığı günden bu yana büyük ilgi görüyor ve yoğun bir talep geliyor. Mesela küçücük bir kitapçıya uğradım, o bile bir günde 40 tane satmış. İnanılır gibi değil. Buna benzer bir satış yıllar önce Emin Çölaşan’ın “Turgut Nereden Koşuyor” kitabı için olmuş, kitapçıların önünde kuyruklar oluşmuştu. Hanefi Avcı’nın kitabı ise çıktığı gün patladı. Bu yüzden bir milyon satması sürpriz olmaz. Bence 800 bini kesin görür.
4’er 5’er alıyorlar
Buket Aşçı (Vatan Kitap Yönetmeni)
12 Eylül’e biraz daha zaman olsaydı Hanefi Avcı’nın kitabı kesin bir milyonu görürdü. Ortaya çıkacak siyasi gelişmeler yine kitabın satışını etkileyecektir. Ayrıca yayınevinin kriz yönetimi de çok etkili oldu. Çünkü kitabın içeriği değiştirilmiş sahtesi kitabın önünü kesmek yerine tam aksine satışını artırdı. Hatta ilk kez bir kitabın korsanının orijinalini sattırdığını söyleyebiliriz. Çünkü kitapçılarda insanlar, orijinal baskı gördüğü an kitaptan dörder-beşer alıyor. Hatta arkadaşlarını arayıp “orijinal baskı buldum, sana da alayım mı” diye soruyor.
Vatan / Burak Kara



